(506 S. K. Ek. m. 5)
Dava: Davacı, çalıştığı iş ve işyeri itibariyle 2098 Sayılı Yasanın itibari hizmet süresi ile ilgili hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, dava konusu basın evi işyerlerinde hizmet akdi ile çalıştığı süreler nedeniyle 506 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde öngörülen itibari hizmet sürelerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitini istemiştir.
506 sayılı Kanuna 2098 Sayılı Kanunla eklenen Ek-5 madde hükmüne göre; anılan itibari hizmet süresinden yararlanabilmek için, yasada öngörülen iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan birinci koşul; sigortalının basım ve gazetecilik işyerinde çalışmış olmasıdır. Ancak bu koşulun araştırılıp saptanmasında; işyerinin, dar anlamda muhakkak ve sadece gazete basımıyla uğraşan bir basımevi olarak düşünülmemesi, yasanın açık amacı göz önünde bulundurularak söze değil öze üstünlük tanıyan bir yorumla sonuca varılması gerekir. İkinci koşul ise; yine aynı maddenin II. Alt Bendinin (a-f) işaretli alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerden birinin olayda ayrıca gerçekleşmiş bulunmasıdır.
Dava konusu olayda; bu iki şartın varlığı açısından; işyerinin kapsamı, çalışma düzeni ve koşulları ile bölümleri ve bu bölümlerin taşıdıkları özellikler, hangi bölümlerdeki çalışmaları da anılan kanunda sayılan fiziksel dış etkenlere maruz kalındığı ve buna bağlı olarak itibari hizmete tabi işlerden olup olmadığı yönleri ayrı ayrı incelenip bireysellendirmeden sadece yapılan işin niteliği ve özelliklerinin açıklandığı genel bilirkişi raporuna dayanılarak ve davalı işyerinde davacı işçinin yaptığı işin niteliği ve çalışma sürelerine göre yararlandırılması gereken gün sayısı yöntemince saptanmadan hüküm kurulmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; Kulak Burun Boğaz Uzmanı tıp doktoru, matbaacılık işinden anlayan kimya yüksek mühendisi ve makine yüksek mühendisi iş güvenliği uzmanlarından oluşacak üç kişilik bilirkişiler kurulu marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, davacı işçinin işyerlerinde yaptığı işin niteliği konusunda işyerinde yapılacak saptamalar esas alınarak davacının çalışmalarının basımevi işyerinin hangi bölümlerinde geçtiği, yaptığı işin niteliği ve özellikleri ve buna bağlı olarak hangi olumsuz, dış etkenlere maruz kaldığı, gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerdeki çalışma düzeni, gürültünün miktarı, insan sağlığı için tehlike sınırı ve ölçümleme yöntemi ile işyerleri bölümlerinin birbirleriyle bağlantısı ve bir bölümdeki fiziksel dış etkilerle gürültüden diğer bölümlerdeki çalışanların etkilenme derecelerinin nelerden ibaret olduğu ve buna göre davacının itibarı hizmet süresinden yararlanacağı gün sayısının; sadece fiilen çalıştığı sürelere göre izinli, istirahatlı, raporlu bulunduğu süreler ile var sayılı çalışma süreleri dışlanarak ve ek 6. maddedeki 3600 günlük çalışma süresinin gerçekleşip gerçekleşmediği de gözetilerek hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak ve karar başlığında davalı tüzel kişi işveren unvanının eksik yazılması; suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kuşkusuz çalışma süresi 3600 güne ulaşmasa bile diğer koşullar oluştuğu takdirde gene tespite karar verilecek, ancak ilerideki çalışmalarla birlikte 3600 gün tamamlandığı takdirde kararın infaz edilebileceği hüküm yerinde gösterilecektir.
O halde, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy