(1479 S. K. Ek. m. 6)
Dava: Davacı, 556.825.592 lira faiz alacağının reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının Sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava sonucu itibariyle davalı Banka tarafından, taraflar arasında yürürlükte bulunan protokol kapsamında Bağ-Kur adına tahsil edilen 1998 yılı Nisan-Mayıs ayına ait çiftçi primi tevkifat tutarlarının süresinde Bağ-Kur İl temerkuz hesabına aktarılmadığından bahisle 1479 s. Kanun'a 2423 Sayılı Kanunla eklenen ek 6 ncı madde hükmüne göre gecikilen süreyle orantılı olarak tahakkuk ettirilen ve cezai şart vasfındaki 1 yıllık vadeli mevduat faizi alacağının 23.06.1998 tarihinden itibaren işleyecek temerrut faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Davada uyuşmazlık; 1479 Sayılı Kanun'a 2423 Sayılı Kanunla ek 6 ncı madde kapsamında hukuki nitelikçe cezai şart vasfında bulunan vadeli mevduat faizi alacağının hesaplanmasında esas alınacak gecikilen süre"nin belirlenmesine ilişkindir.
1479 Sayılı Kanun'un ek 6 ncı maddesi hükmüne göre Bağ-Kur ile münasebeti olan bankalar; Kurum adına tahsil ettikleri sigorta primlerini ve her ne nam altında olursa olsun Kuruma olan diğer borçlarını Bağ-Kur hesaplarına on beş gün içerisinde ve tam olarak intikal ettirmedikleri takdirde Kurumla olan anlaşmalarda ve diğer kanunlarda kayıtlı haklar saklı kalmak şartıyla ayrıca, gecikilen süreyle orantılı olarak, Devlet Bankalarının asgari bir yıllık vadeli mevduata ödedikleri faizi de Kuruma öderler. Bu durumda yasa koyucu, Kurum adına tahsil olunan sigorta primlerinin ve her ne nam altında olursa olsun diğer borçların Bağ-Kur'un ilgili banka nezdindeki hesaplarına intikalinde 15 günlük bir süre öngörmüştür.
Ne var ki, Bağ-Kur ile davalı arasında akdedilmiş protokolün bu yönde 15 günden daha kısa bir süreyi içermesi halinde; cezai şart miktarının hesaplanmasındaki gecikilen sürenin belirlenmesinde protokol hükümleri esas alınacaktır.
Nitekim taraflar arasında akdedilen 1989 tarihli İşbirliği protokolünde; temerkuz hesabının bulunduğu İl Merkezindeki şube dışında bulunan şubelerdeki vadesiz mevduat hesabına alınan prim tahsilatına ilişkin bakiyenin müteakip ayın ilk iş günü itibariyle il temerkuz hesabına dekont edileceği ifade edilmiştir.
Somut olayda davacı Bağ-Kur'un davalı banka şubesi nezdindeki çiftçi primi tevkifat hesabına 20.04.1998, 20.05.1998 tarihi itibariyle alınan çiftçi primi tevkifat tutarları il temerkuz hesabına 23.06.1998 tarihinde dekont edilmiştir.
Hal böyle olunca; ek 6 ncı madde kapsamında davalı bankanın sorumlu tutulacağı cezai şart miktarının belirlenmesine asas alınacak gecikilen süre protokolün bu yönde daha kısa süreyi içermesi itibariyle protokol hükümleri esas alınarak; bir başka ifade ile 20.04.1998 ile 20.05.1998 tarihlerini takib eden ayın ilk iş günüyle vadesiz mevduat hesabına alınan tevkifat tutarının il temerkuz hesabına aktarıldığı 23.06.1998 tarihi arasındaki süreye göre belirlenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy