(506 S. K. m. 79, 130) (1475 S. K. m. 89) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 34)
Dava: Davacı, prim ve gecikme zammından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Kanunun 79/5. maddesi hükmüne göre fiilen ve kayden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ilişkin olarak anılan Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen 1 ay içerisinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde bu belgeler kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı sigortalı primleri yine Kurumca saptanarak işverene tebliğ edilir.
Somut olayda da davacı işverene ait konfeksiyon işyerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri ile Sosyal Sigortalar Kurumu müfettişince düzenlenmiş rapor ve eki tutanaklarda; işyerinde fiilen çalıştıkları halde Kuruma bildirilmeyen sigortalıların saptanması üzerine davalı Kurum tarafından sigorta müfettişleri raporu ve eki tutanak içeriği esas alınarak anılan maddedeki prosedür işletilmek suretiyle re'sen prim ve buna bağlı olarak gecikme zammı tahakkuk ettirilmesi üzerine davacı işveren tebliğ olunan prim borcuna karşı ilgili Kurum ünitesine yaptığı itirazın reddi üzerine iş bu prim ve fer'ilerinin iptali davasını açmıştır.
Öncelikle 506 sayılı Kanun madde 130 ve İş Kanunu madde 89 hükmüne göre gerek Kurum müfettişleri gerekse iş müfettişlerince tutulan tutanaklar aksi eş değerde belgelerle sabit oluncaya kadar geçerlidir. Somut olayda; işyerinde fiilen ve kayden çalıştıkları halde Kuruma bildirilmediği saptanan sigortalıların; davacı işveren işyerinde işe başlama tarihleri, çalışma süreleri bakımından iş müfettişleri ile sigorta müfettişleri tarafından düzenlenmiş tutanaklar içeriğinde yer alan tarihler bakımından çelişki bulunması karşısında; gerçek çalışma olgusunun saptanması yerine eş değerde ancak birbiri ile çelişen bu belgelerden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 34. maddesi dayanak gösterilerek Kurum müfettişince düzenlenene üstünlük tanınması mümkün değildir. Bu yönde; uyuşmazlığın niteliği ile 506 Sayılı Kanunun 130. madde ile İş Kanunu'nun 89. maddeleri içeriği de gözönünde tutulmak suretiyle; işveren ve Kurum nezdindeki sigortalıların işyerinde işe başlama tarihi ve çalışma sürelerine ilişkin olup sigortalıların imzalarını içeren işe giriş bildirgeleri ile ücret bordroları celbedilmeli; işyerinde yapılan müfettiş tespitleriyle ilgili tutanak mümzileri dinlenmeli; gerektiğinde, fiilen çalıştığı saptanan diğer sigortalıların da bilgilerine başvurulmalı; bir kısım sigortalı tarafından işveren aleyhine açılıp kesinleşen işçilik haklarına ilişkin davalar varsa, o davalarda saptanmış çalışma sürelerine itibar edilmeli; sigortalıların işe başlama tarihleri konusunda eş değerdeki belgeler arasındaki çelişki gereğince giderilmeli; tarafların göstereceği diğer deliller de değerlendirilerek sonucuna göre dava konusu istem hakkında hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak istemin reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy