(506 S.K. m. 118)
Dava: Davacı, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 100.000.000 lira tedavi giderinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacının oğlunun hastalık sigortası kolundan sağlık yardımlarından yararlanma koşullarını taşıdığı, olay günü perfore apandisit teşhisiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde acilen ameliyat edildiği, Sosyal Sigortalar kurumu hastanesinin uzaklığı nedeniyle hastanın oraya götürülmesi halinde hayati tehlikeye maruz kalacağının iddia edildiği, hastaya yapılan tedavi giderlerinin davacıya ödenmediği, davacının iş bu dava ile oğlunun tedavisi için tıp fuakültesi hastanesine ödediği tedavi giderlerini davalı Kurumdan istediği görülmektedir.
Hastalık yardımlarından yararlanacak olanların, Kurumca tespit edilecek belgelerle Kuruma bağlı sağlık müesseselerine veya Kurum hekimlerine başvurarak muayene ve tedavi olmaları gerektiği Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 118. maddesinin açık hükümlerindendir.
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 54. maddesinde, "Kurum hekimlerine veya sağlık tesislerine müracaat etmeden muayene ve tedavilerini başka hekim veya sağlık tesislerinde yaptıran, Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kimselerin bu tedavi dolayısıyla yaptıkları masraflar ödenmez" hükmü yer almaktadır. Bu hükmün normal ve olağan haller için geçerli olduğu tartışmasızdır. Somut olaya gelince, hastalığın aniden ortaya çıktığı, sosyal Sigortalar Kurumu hastanesinin uzaklığı nedeniyle hastanın o yere götürelemeyip acilen tıp fakültesi hastanesine götürüldüğü iddia edilmektedir. Bir bakıma, Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesine götürülmeye kalkışıldığı takdirde hastanın hayati tehlikeye uğrayabileceği ifade edilmek istenmiştir. İnsan yaşamının kutsallığı ilkesi gereği olarak aciliyet söz konusu ise hastanın en yakın hastaneye başvurma hakkına sahip olduğu gerçeği kabul edilmelidir. nitekim Sosyal Sigorta İşlemleri Tüzüğünün 57. maddesi hükmü buna olanak sağlamakta sağlık yardımlarından yararlanma koşullarını taşıyanların ani ve acil hastalığı nedeniyle Kuruma ait Sağlık Kuruluşları dışında başka bir sağlık kuruluşuna yatırılabileceğini öngörmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, resmi sağlık müesseselerinde özel surette tedavi görmüş olanların masrafları raporla tevsik edilmek ve Kurumca kabul olunmak koşuluyla o sağlık kuruluşunun normal ücret tarifesi üzerinden kurum tarafından ödenmek zorundadır. Ne var ki özel tedavilerde yatak ücreti, özel tarifeli yatak ücreti üzerinden değil kurumca belirlenecek yatak ücreti tarifesi üzerinden ödeme yapılması gerekmektedir. Davacının çocuğu şayet Tıp Fakültesi Hastanesinde özel değil de normal hasta sıfatıyla yatırılmış ise yatak ücretinin de Tıp Fakültesi yatak ücreti tarifesi üzerinden ödeme yapılmalıdır.
Davada Kurum, ani ve acil hastalık olgusunu benimsemediğine ve davacının sunduğu rapora itibar etmediğine göre gerçeğin Mahkemece araştırılıp incelenmesi gerekir. Bu bağlamda, davacının tutulduğu hastalığın ani ve acil nitelikte bir hastalık olup olmadığı, Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesinin uzaklığı da dikkate alınarak hastanın Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesine değil de Tıp Fakültesi Hastanesine götürülüp yatırılmasında tıbbi bir zorunluluk bulunup bulunmadığı, keza hastanın tedavi aşamasında Tıp Fakültesi Hastanesinden Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesine naklinin tıbbi açıdan sakınca bulunup bulunmadığı, konuda uzman kişi ve kişiler aracılığı ile araştırılıp incelenmelidir. Yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda olayın Yönetmeliğin 57. maddesi kapsamına girdiği saptandığı taktirde davanın kabulüne, girmediği sonucuna varılırsa, tedavi Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesinde yapılsaydı kaça mal olacak idiyse o kadar miktarın taleple bağlı kalınarak şimdiki gibi tahsiline karar verilmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy