(506 S. K. m. 68) (818 S. K. m. 63, 98)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 68/c-a maddesidir.Bu maddeye göre kız çocuklarının babalarından ölüm sigortası tertibinden aylık alabilmesi için a )evli olmamak, boşanmış olmak, dul kalmak b )sosyal sigortaya emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmama veya buralardan gelir veya aylık almama koşullarının oluşması gerekmektedir. Somut olayda davacı dul olmakla birlikte 506 Sayılı Yasaya tabi çalışması olduğu cihetle, aylık alabilme koşullarını oluşturmamaktadır. Davalı aylık talebinde bulunduğu 16.08.1988 tarihinde Türkiye Şeker Fabrikaları işyerinde 506 sayılı
Yasaya göre çalışmakta bulunduğu Kurum belgelerinden anlaşılmaktadır. Davalının Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi bir işte çalışmaya başladığı Kurumca saptandığına göre aylık kesme işlemi doğrudur.
Olayda Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulama yerinin bulunup bulunmadığı meselesine gelince, davalı, Kuruma vermiş olduğu 16.08.1988 tarihli beyan ve taahhüt belgesinde çalışmaya başladığı takdirde bu durumu Kuruma bildireceğini kabul etmesine karşın bu yükümünü yerine getirmediğinden iyi niyet iddiasında bulunamaz. Böyle olunca da anılan Yasanın 63.maddesinin uygulanması düşünülemez.Olayda, Sosyal Sigortalar Kanunu madde 98'in uygulanamayacağı da açıktır. Zira anılan maddede öngörülen durum değişikliği hükmünün uygulanabilmesi için sigortalının veya hak sahibinin iyi niyetli bulunması gerekir.Şayet davalı, çalışmaya başladığını zamanında Kuruma bildirmiş olsaydı Kurum ölüm aylığını kesecek ancak varsa peşin ödediği aylığı sözü edilen 98. madde gereğince geri isteyemeyecektir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.09.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy