(3201 S. K. m. 3, 6) (506 S. K. m. 60)
Davacı, 01.12.1998 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyizine gelince; Dava, davacıya 01.12.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, yurt dışında çalışmakta iken başka bir anlatımla yurt dışından kesin dönüş yapmaksızın giderek talep dilekçesi olmaksızın yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanmayacağı noktasındadır.
Öncelikle 2147 Sayılı Kanun uyarınca borçlanan sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanması için kesin dönüş yapmasının ve yurt dışında çalıştığı işten ayrılmasının gerekmediği Dairemizin ve Yargıtay ın yerleşmiş içtihatlarındandır.
Diğer taraftan davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 60 ve devamındaki maddelere göre sigortalının, yaşlılık aylığından yararlanması için sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı, yaş ve talepte bulunma koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda davacının Kurum kayıtlarına intikal eden 23.11.1998 tarihli dilekçesi, içeriği itibariyle anılan madde kapsamında "yazılı talep" niteliğinde olmayıp sadece Kurumdan bu konuda bilgilendirilme istemine ilişkindir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerinde ise de; davacının sonradan 27.04.2001 tarihinde Kuruma verdiğini iddia ettiği yaşlılık aylığı tahsis dilekçesinin mevcudiyeti halinde iş bu başvuru tarihi esas alınarak davacının anılan tarih itibariyle 506 Sayılı Kanunun 60 ve ardından gelen maddelerinin öngördüğü koşullara sahip olup olmadığı yöntemince incelenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.09.2001 gününde oybirliği ile karar verild
Full & Egal Universal Law Academy