(506 S. K. m. 24/L, 80) (6183 S. K. m. 35)
Dava: 6183 Sayılı Yasa'nın mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumluluk koşullarının ise, takibe konu idari para cezasının ilişkin olduğu ve ödenmediği dönemde, kooperatifi ilzam ve temsile yetkili yönetim kurulu üyesi konumunun ana sözle Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava dışı işveren Ö. A.Ş. Konut Yapı Kooperatifi hakkında, sigortalının işe giriş bildirgesinin geç verilmesinden ve kayıt geçersizliğinden bahisle tahakkuk ettirilip 506 Sayılı Kanunun madde 140 hükmünde öngörülen prosedür kapsamında kesinleşen idari para cezası ve ferilerinin işveren kooperatifin üst düzey yöneticisi ve kanuni temsilcisi olduğundan bahisle davacıdan tahsili için 6183 Sayılı Kanun madde 58 kapsamında tebliğ edilen ödeme emri iptalinin yasal süre içerisinde açılan işbu dava ile istendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanunun 80.maddesi hükmüne göre tüzel kişiliğe haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kuruma karşı işverenleri ile müştereken ve müteselsilen sorumlulukları sigorta primleri ve EK 24/L kapsamındaki sosyal yardım zammı ve ferileri ile sınırlı olup idari para cezaları, üst düzeydeki yönetici ve yetkililerin anılan madde kapsamındaki sorumluluklarına dahil bulunmamaktadır.
Diğer taraftan Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı Sosyal Sigortalar Kanununun 80.maddesinde belirtilmiştir.
6183 Sayılı Kanunun 25.05.1995 tarih 4108 Sayılı Kanunun 11.maddesiyle değişik mükerrer 35.maddesi hükmüne göre de, "Kurumun işveren tüzel kişilerde olan prim ve diğer alacaklarının bu anlamda idari para cezasına ilişkin alacağının işveren tüzel kişilerin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, kanuni temsilciler Kuruma karşı şahsi mal varlıkları ile sorumludurlar.
Davacının 6183 Sayılı Kanunun anılan maddesi kapsamında ödeme emrine konu idari para cezasından sorumluluğu için;işveren adına tahakkuk ettirilip kesinleşen iş bu idari para cezasının kooperatif mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması; idari para cezasının gerçekleştiği ve ödenmesi gereken dönemde davacının kanuni temsilci sıfatına haiz olması giderek kanuni temsilci statüsünün kazanılabilmesi için de tüzel kişiyi borç altına sokma ve yönetme yetkisine, bir başka ifade ile kooperatifi ilzam ve temsil yetkisine haiz olması gerekir.
Bu yönde; 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 55.maddesi hükmüne göre yönetim kurulu kooperatifi yöneten ve onu temsil eden, icra organı ise de aynı Kanunun 58.maddesi hükmünce ana sözleşme ile kooperatifi temsil yetkisinin kooperatif ortağı bulunmaları şart olmayan bir veya birkaç müdüre veya yönetim kurulu üyesine verilmesi mümkündür. Giderek kooperatifi temsile yetkili olanların isimlerinin ticaret siciline bildirilmesi aynı Kanunun 61 maddesi hükmü gereği bulunmakla; davacının davaya konu idari para cezasının ilişkin olduğu ve ödenmediği dönemde kooperatifi ilzam ve temsille yetkili yönetim kurulu üyesi olup olmadığı ana sözleşme ve kooperatifle ilgili ticaret sicili memurluğundaki sicil dosyasından araştırılıp irdelenmelidir.
Mahkemece açıklanacak maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile ve ödeme emrine konu idari para cezası işveren tüzel kişi aleyhine tahakkuk ettirilip, davacı yönünden bu yönde bir işlem olmadığı halde yanılgılı değerlendirme sonucu "davacı için idari para cezasının yasal prosedür içinde kesinleştiği, davacının artık İş Mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açamayacağından bahisle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy