(1479 s. Bağ-Kur K. m. 63) (818 S. K. m. 61)
Davacı, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 93.635.378.90 liranın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Fikret C., Gülüzar C. ve Gülbeyaz C. tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davada, Bağ-Kur sigortalısının kasten öldürülmesi üzerine hak sahibi kimselere ölüm aylığı bağlandığı, hak sahiplerinin sigortalıyı öldüren kimseye karşı tazminat davası açmaları üzerine mahkemece tazminata hükmedildiği, hal böyle olunca da Bağ-Kur'un tazmin sorumlusuna karşı rücu hakkını kullanamadığı, bunun sonucu olarak da Bağ-Kur'un zarara uğradığı öne sürülmüş ve hak sahiplerine yapılan yardımların kendilerinden tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Gerçekten 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 63. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, tazmin sorumlularının aylık bağlanan hak sahiplerine yapmış oldukları ödemeler nedeniyle Bağ-Kur zarar görmüşse, bu zararını hak sahiplerinden isteyebilmektedir. Anılan fıkranın belirgin özelliği, ödemeler nedeniyle Bağ-Kur'un zarar görmüş olmasıdır. Bağ-Kur'un, 63. maddeden doğan rücu hakkının kanundan kaynaklanan bağımsız rücu hakkına dayandığı, tazmin sorumlusunun hak sahiplerine ödemede bulunmasının Bağ-Kur'un rücu hakkını etkilemiyeceği, giderek yapılan ödemelerin rücu alacağından düşülemiyeceği dairemizin son yıllarda yerleşmiş ve oturmuş görüşlerindendir.
Belirtilen bu ilke gereğince, sigortalıyı öldüren kimse hak sahiplerine ödemede bulunmuş olsa bile Bağ-Kur bu kimseye karşı rücu hakkını kullanabilecektir. Tazmin sorumlusu çifte ödeme nedeniyle hak sahiplerine yapmış olduğu ödemeleri geri isteyebilir. Hal böyle olunca da davacı, Bağ-Kur Kanunu'nun 63. maddesinin son fıkrasına göre zarara uğramamış olmaktadır. Belirtmek gerekirse davacı Bağ-Kur'un isteminin reddine karar verildiği takdirde Bağ-Kur, sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerine aykırı biçimde yapmış olduğu sosyal sigorta yardımlarını geri alma durumuna düşmemiş olacaktır.
Açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmolunması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
YKD NİSAN 2003
Full & Egal Universal Law Academy