(506 S. K. m. 2, 85/c)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait araçta 15.07.1993-15.01.1998 tarihleri arasında işçi olarak geçen çalışmalarının tespitine ve diğer Sosyal Sigortalar Kurumlu çalışmaları ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 506 Sayılı Kanunun 2. maddesi, bir hizmet aktine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan kişilerin sigortalı sayılması gerektiğini hüküm altına almıştır.
Hizmet akdinin ayırıcı özelliği "zaman" ve "bağımlılık" unsurlarıdır.İşverence ödenen ücret konusu ise sigortalılık niteliğini kazanma şartları içinde yer almadığından sigortalının ücret alıp almaması veya ücretin miktarı ya da belirleme şekli hizmet akdinin tespiti yönünden önemli değildir.
Kaldı ki somut olayda davalı işveren, minibüsü kullanan sigortalıya masraflar çıktıktan sonra günlük hasılatın üçte birini ödediğini kabul ve beyan etmektedir. Bu ödemenin, ücret olduğu tartışmasızdır.
Sigortalı yönünden zaman ve bağımlılık unsurlarının gerçekleştiği açıktır. Zira sigortalı, davalı işverenin belirlediği çalışma koşullarına uymak zorundadır. Davacının aynı dönemde isteğe bağlı sigortalı olması da bu sonucu değiştirmez.Esasen zorunlu sigortalılığı gerektiren bir işte çalışan kişinin aynı dönemde isteğe bağlı sigortalı olması 506 Sayılı Kanunun 85/c maddesine göre mümkün değildir.
Hal böyle olunca davacı ile davalı işveren arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdine dayandığı kabul edilerek, çalışma olgusu üzerinde durulması ve fiili çalışma süresinin dinlenecek tanık beyanları ile varsa celbedilecek trafik kayıtları ve sair delillerle tespiti, ayrıca aynı mahkemenin 1999/127 esasında kayıtlı işçilik haklarına ilişkin davanın sonucu bu davayı etkileyeceğinden söz konusu dava sonucunun araştırılması ve elde edilecek delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy