(1475 S. K. m. 73) (506 S. K. m. 11, 26) (5521 S. K. m. 8) (4857 S. K. m. 57)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F. Arkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Yasasının 8. Maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 3.10.2001 tarihinde temyiz eden M. S. Batmaz vekilinin yüzüne tefhim edilmiş, temyiz ise 5.11.2001 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlasıyla geçmiştir.
O halde, 1.6.1990 Tarih ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalı M. S. Batmaz'ın temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2- Davacı Sosyal Sigortalar Kurumunun temyizine gelince; Zararlandırıcı sosyal sigorta olayının K. İnşaat ve Ticaret Kolektif Şirketine ait stabilize taş ocağı iş yerinde, davalının idaresinde geri yönde manevra yapan kamyonun kepçe yağcısı olarak çalışan sigortalı S.Yavuz'a çarpması sonucunda meydana geldiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan kusur raporu ile davalı sürücünün 2/8, sigortalının ise 6/8 oranında kusurlu bulundukları görülmektedir. Oysa İş Kanununun 73. Maddesi hükmü ile "Her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür." Açıklanan yasa hükmü ile dava dışı işveren K. Kolektif Şirketinin, iş yerinde araç hareketlerini yönetecek bir manevracı bulundurma, gerekli denetim ve gözetim yapma gibi iş güvenliği önlemlerini almadığının anlaşılmış olması nedenleriyle davalı sürücü ile birlikte kusurlu bulunması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olguları gözetmeyen ve sadece araç sürücüsü davalıyı ve sigortalıyı kusurlu bulan bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy