(506 S. K. m. 80) (6183 S. K. m. 11, 58)
Dava: Davacı, borcu bulunmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Koç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanunun 80. maddesi hükmüne göre tüzel kişiliğe haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin Kuruma karşı işverenleri ile müştereken ve müteselsilen sorumlulukları sigorta primleri ve Ek 24/L kapsamındaki Sosyal Yardım Zammı ve Ferileri ile sınırlı olduğu diğer taraftan Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacakların tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı Sosyal Sigortalar Kanununun 80. maddesinde belirtilmiştir.
6183 Sayılı Kanunun 25.5.1995 tarih 4108 Sayılı Kanunun 11. maddesiyle ek mükerrer 35. maddesi hükmüne göre de Kurumun prim ve diğer alacaklarının işveren tüzel kişilerin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler kuruma şahsi mal varlıklarıyla sorumludur.
Somut olayda, davacının tüzel kişiliği haiz işveren şirketin üst düzey yöneticisi ve yetkilisi olduğu Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin içeriğinden anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı Kurumun prim alacağının davacının işveren şirketin üst düzey yöneticisi olduğu dönemle sınırlı bulunduğu da ödeme emrinin içeriğinden anlaşılmaktadır. Ayrıca 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi hükmüne göre; tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödeme emrinin iptali davasının açılması gerekir. Ödeme emri, davacının bizzat kendisine 7.11.1997 tarihinde tebliğ edilmiş ne var ki, iş bu ödeme emrinin iptali davası yasal süreden çok sonra açılmıştır. Hal böyle olunca davanın süresinde açılmaması nedeniyle ödeme emrinin kesinleştiğine dayanılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy