(506 S. K. m. 9, 10, 26)
Dava: Davacı, iş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Erol avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davalılardan işveren Hüseyin yönünden önceki rücu davasında sadece 506 Sayılı Kanunun 26. maddesine dayanılması, giderek o davada aynı yasanın 9 ve 10. maddelerinde öngörülen sorumluluk koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin olarak kesin yargı durumunun oluşmaması nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumunca sonradan davalı işveren hakkında 9 ve 10. maddelere dayanılarak dava açılması mümkün ise de; sigortalının işyerinde 22.5.1989 tarihinde işe başlamasından itibaren bir aylık yasal süre dolmadan 19.6.1989 tarihinde zararlandırıcı sigorta olayının vuku bulması ve işe giriş bildirgesinin aynı gün kuruma verilmesi itibariyle somut olayda davalı işveren yönünden 506 Sayılı Kanunun anılan maddelerinde öngörülen sorumluluk koşullarının gerçekleşmemiş bulunmasına göre davacı kurumun sair, davalılardan Erol'un tüm temyiz itirazlarının Reddine,
2- Davanın yasal dayanaklarından biri de Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesi olup, dava, teselsül hükümlerine göre tüm davalılar aleyhine açılmış; mahkemece davalılardan Tahir'in davanın açılmasından önce vefat etmesi nedeniyle ölü hakkında dava açılamayacağından bahisle hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiş, diğer davalılar ise Tahir' in % 10 kusur payı dışında kendi kusur payları toplamından sorumlu tutularak hüküm kurulmuştur.
Teselsüle dayanan davalarda, kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı ya da sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Tazmin sorumlularının her biri vefatları halinde de mirasçıları kuruma karşı zararın tamamından müteselsilen fakat birbirlerine karşı kendi ya da murislerinin kusurları oranında sorumludurlar.
Hal böyle olunca; Tahir dışındaki tüm davalıların adı geçene atfedilen %10 kusur payı da gözetilerek teselsül hükümlerine göre rücu alacağından sorumlu tutulmaları; gerçek zarar tavanının da bu çerçevede belirlenmesi gerekirken aksinin kabulü ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy