(506 S. K. m. 26) (7201 S. K. m. 21)
Dava: İşkazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan T. Avukatlarınca istenilmesi ve davalı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 9.4.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı ve diğer davalılar adlarına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat G. Kökten geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Davalılar vekili Avukat H. Akçora'nın davalılardan Abdullah B.nin vekili olduğuna ilişkin vekaletname örneği dosyada bulunmadığı gibi anılan avukatın davalılar adına verdiği cevap dilekçesinde de adlarına vekaleten hareket ettiği davalılar arasında Abdullah B.ın adına yer verilmemiştir. Açıklanan olgu ışığında davalı Abdullah B.ya hakkındaki gıyabi kararın tebliğinin sağlanmadığı, ayrıca asıl davada dava dilekçesinin Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, ek davaya ilişkin dava dilekçesinin ise anılan davalının vefat ettiğinin beyan edilmesi üzerine tebliğ edilemeden iade edildiği ve bu yönde herhangi bir araştırma yapılmaksızın birleştirilen dosyalar üzerinden yazılı gerekçelerle kısmen kabule karar verildiği; taraf teşkilinin dava koşullarından olduğu gerçeği gözetilerek davalı Abdullah B.ın ölüm tarihi araştırılarak dava öncesinde öldüğünün belirlenmesi halinde ölü kişi hakkında dava açılamayacağı gerekçesiyle bu davalı hakkındaki davanın reddine, dava tarihinden sonra öldüğünün belirlenmesi halinde ise husumetin mirasçılara yöneltilmesi suretiyle yargılamaya devam edilip bir karar verilmesi gereğinin gözardı edilmiş olması,
2- Mahkemece, ölen sigortalının hak sahipleri tarafından açılmış olan tazminat davasında belirlenmiş olan gerçek zarar tavan değerlerinden, anılan davada Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bildirilen ve hak sahiplerinin gerçek zarar tavan değerlerinden mahsup edilmiş olan sigorta tahsisi peşin sermaye değerleri, bu davada davacı kurum yararına hükmedilebilir tazminat miktarı olarak belirlenerek bununla sınırlı biçimde hüküm kurulmuştur.
Hak sahipleri tarafından açılmış olan tazminat davasında her bir hak sahibi için gerçek zarar tavanı belirlenip bu değerlerden Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanmış olan gelirlerin peşin sermaye değerli miktarları düşülmüş ise de, bu işlem sonrasında kalan maddi zarar tavan değerinin tümü davacılar yararına hüküm altına alınmamış, davacıların istemiyle bağlı kalınarak anılan hükümde belirtilen miktarlarda maddi tazminata hükmedilmiştir.
Açıklanan olgu ışığında, davacı Kurum yararına hükmedilebilecek bakiye tavan değeri belirlenirken, hak sahibi dosyasında hak sahipleri yararına hükmedilen maddi tazminat miktarlarının anılan dosyada kesinleşen tavan değerlerden düşülmesinden sonra kalan miktarın halefiyet ilkesi uyarınca davacı Kurum yararına hüküm altına alınabilecek nihai tazminat tavanı olarak belirlenmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı ve davalı T. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, davacı Avukatı yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalılardan T.'a yükletilmesine 09.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy