(506 S. K. m. 9, 10, 26)
Dava: Davacı, iş kazasında yaralanan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Koç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Davacı Kurumun tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, 15.11.1999 tarihinde meydana gelen iş kazası üzerine Kurumca sigortalıya yapılan Sosyal Sigorta Yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 9,10 ve 26. maddeleri uyarınca davalı işverenden rucüen tahsili istemine ilişkindir.
506 Sayılı Kanun'un 9. maddesinin 25.8.1999 Tarih ve 4447 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan şekline göre işveren çalıştırdığı sigortalıları örneği Kurumca hazırlanacak bildirgelerle işe başlama tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
Çalıştırılan sigortalıları bildirmek başlığını taşıyan 9. maddenin 25.8.1999 tarihli ve 4447 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 8.9.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 1. fıkrası hükmünde bu defa; işverenin çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle kuruma bildirmekle yükümlü bulunduğu ancak inşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç 1 ay içinde verilen işe giriş bildirgelerinin de süresi içinde verilmiş sayılacağı öngörülmüştür. Daha sonra 4.10.2000 tarihinde RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren 616 Sayılı KHK'nin 64. maddesiyle 506 Sayılı Kanuna eklenen geçici 83. madde hükmünde ise; 8.09.1999 ile 31.12.1999 (dahil) tarihleri arasında işe alınan sigortalılar için işe başlama tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde kuruma verilen veya iadeli taahhütlü olarak gönderilen işyeri bildirgeleri ile işe giriş bildirgelerinin de süresi içinde verilmiş sayılacağı kuralı belirtilmiştir.
Davada somutlaşan olayda; davalı işverene ait dokumacılık işyerinde 3.11.1999 günü işe başlayan sigortalıya ait işe giriş bildirgesi sigortalı işe başlatılmadan önce Kuruma verilmemiş ise de işe başlama tarihinden itibaren 1 ay içinde Kuruma verildiği anlaşılmakla 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 64. maddesiyle 506 Sayılı Kanuna eklenen geçici 83. madde hükmü kapsamında işe giriş bildirgesinin yasal süresi içinde Kuruma verildiği kabul edilmelidir. Zararlandırıcı sigorta olayının da, işe giriş bildirgesinin verilmesinden önce ancak geçici madde hükmü ile kabul edilen yasal süre dahilinde meydana gelmesi itibariyle 506 Sayılı Kanunun 9,10. maddelerinde öngörülen yasal koşullar gerçekleşmemiştir ve davalı işverenin anılan maddeler kapsamında rücu alacağından sorumluluğuna gidilemez.
Her ne kadar 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesinin 31.10.2000 tarih ve 2000/65-38 sayılı Kararı ile iptal edilerek iş bu iptal hükmü, kararın RG'de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin iptal Kararları objektif statüden sübjektif statüye girmiş haklar yönünden geriye yürütülemez. Bir başka ifade ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi gereğince önceki yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde sübjektif statüye girmiş hakların iptal kararı ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Somut olayda da; davalı işveren tarafından, sigortalının işe başladığının işe başlama tarihinden itibaren 1 ay içinde ve Anayasa Mahkemesinin 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptaline ilişkin kararının yürürlüğe girmesinden önce; kuruma verilmiş olması itibariyle davalı işveren için bu yönde sübjektif nitelikte kazanılmış hak durumu oluşmuştur ve artık iptal kararının geriye yürütülmesi caiz değildir.
Ne var ki, davada 506 Sayılı Kanunun 26/1 maddesine de dayanılması ve hükme esas kılınan kusur raporunda zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalı işverene % 60 sigortalıya % 40 oranında kusur verilmesi karşısında; işverenin rücu alacağından sorumluluğu kendi kusur oranına göre ancak taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek belirlenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy