(506 S. K. m. 79) (4481 S. K. m. 9, Geç. m. 1) (6183 S. K. m. 51) (1136 S. K. m. 164, 168) (Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 16, 17)
Dava: Davacı, özel işlem vergisi ve gecikme zammından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacı işveren şirketin Libya'daki işyerinde 1.9.1985 - 30.6.1992 döneminde daimi işçi statüsünde çalışan sigortalıya ilişkin olarak kurum tarafından re'sen düzenlenen sigorta prim bildirgeleri nedeniyle tahakkuk ettirilerek özel işlem vergisi ve gecikme zammından dolayı 6183 sayılı Kanun'a dayalı takibe konu ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus davacı işveren şirketin Libya'daki işyerinde 1.9.1985 - 30.6.1992 döneminde daimi işçi statüsünde çalışan sigortalıya ait olmak üzere 506 sayılı Kanun madde 79 uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumu'nca 2000 yılında re'sen düzenlenen sigorta prim bildirgeleri nedeniyle 1.12.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4481 sayılı Kanun uyarınca geçmişe yönelik olarak özel işlem vergisi ve gecikme zammı tahakkuk ettirilip ettirilemeyeceğidir.
4481 sayılı Kanun'un 9. maddesi hükmünde 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin A fıkrasında belirtilen işlemler için ödenen eğitime katkı payı tutarı kadar ayrıca özel işlem vergisi ödeneceği ve 4306 sayılı Kanun 'un aynı maddesinin A fıkrasının 10-11 ve 12 numaralı bendlerinde yer alan hükümlerin özel işlem vergisi hakkında da uygulanacağı öngörülmüştür. 4481 sayılı Kanun'un 9. maddesinin atıf yaptığı 4306 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin A fıkrası ile bu fıkranın 11. bendi hükmü gözetildiğinde ise 1.12.1999 tarihinden başlamak üzere Sosyal Sigortalar Kurumu'na verilen sigorta prim bildirgelerinden özel işlem vergisi alınacağı, bu verginin sorumlularınca beyanname verme süresi içinde ödenmesi gereği anlaşılmaktadır. Bu durumda işverenlerin 4481 sayılı Kanun kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumu'na verecekleri sigorta prim bildirgeleri nedeniyle özel işlem vergisini, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 16 ve 17. maddeleri hükmüne göre aylık sigorta prim bildirgeleri için en geç ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar, dört aylık sigorta prim bordroları için de ilgili bulunduğu dönemi izleyen ayın sonuna kadar kuruma ödeme yükümü bulunmaktadır. 4481 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrasında özel işlem vergisinin tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu bağlamda özel işlem vergisinin ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi kapsamında vadenin bitim tarihinden itibaren gecikme zammı tatbik edileceğinden, kuruma verilecek sigorta prim bildirgelerinden ödenecek özel işlem vergisi yönünden de, ödeme süresi içinde ödenmeyen kısmına sigorta prim bildirgelerini kuruma verme süresinin sona erdiği tarih başlangıç kılınarak gecikme zammı tatbik edilecektir.
Hal böyle olunca, işverenlerin özel işlem vergisini ödeme yükümü, sigorta prim bildirgelerinin işverence kuruma verildiği ya da bu bildirgelerin kurumca re'sen düzenlendiği tarihte değil, sigorta prim bildirgelerinin kuruma verilmesi yönünden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde öngörülen sürede, bildirge verilmese dahi kendiliğinden doğmaktadır.
Diğer taraftan her hukuki hadisenin vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine tabi tutulması bir başka ifade ile "kanunların geriye yürümemesi" evrensel nitelikte bir temel hukuk kuralıdır. Bu yönde 4481 sayılı Kanun'da geçmişe yönelik olarak uygulanacağına dair bir hüküm mevcut bulunmamaktadır.
Netice itibarıyla sigorta prim bildirgelerinin ilişkin bulunduğu bir başka ifade ile işverenin özel işlem vergisini ödeme yükümünün doğduğu dönem 4481 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceye aitse, yukarıda açıklanan hukuki esaslara göre işbu sigorta prim bildirgeleri anılan yasanın yürürlüğe girmesinden sonra işverence kuruma verilmiş, ya da kurumca re'sen düzenlenmiş olsa dahi artık, 4481 sayılı Kanun kapsamında özel işlem vergisi tahakkuku mümkün değildir.
Somut olayda, sigortalı M.K. için 1.9.1985 - 30.6.1992 dönemine ait sigorta prim bildirgelerinin Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 16 ve 17. maddeleri kapsamında kuruma verme yükümünün bulunduğu dönem itibarıyla 4481 sayılı Kanun'un henüz yürürlüğe girmemiş bulunması karşısında, davacı işveren şirketin ödeme emrine konu özel işlem vergisi ve fer'ilerinden dolayı kuruma karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının kabulü ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken aksine hüküm kurulması;
Kabule göre de 10.5.2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanun' un 8 i maddesiyle değiştirilen Avukatlık Kanunu'nun 168/son maddesi "avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte bulunan tarifenin esas alınacağı" hükmünü içermekte olup, 5.12.2001 olan hüküm tarihi itibarıy1a yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin "tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorsa avukatlık ücretinin istisnalar dışında tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre tespit edilen ücretin 1I2'sinden az olamayacağına ilişkin hükmüne aykırı biçimde kısmi redden dolayı kurum lehine eksik avukatlık parasına hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy