(1479 S. K. m. 27, 28)
Dava: Davacı, davalı Kurumdan malulen emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi :
Karar: Davacı, sevk edildiği Bakırköy Devlet Hastanesinin 6.12.1994 tarihli raporunda çalışma gücünü %70 oranında kaybetmiş olduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen Kurumun muarıza çıkardığını ileri sürerek malullük aylığına hak kazandığının tespitini istemektedir.
Yasal dayanağı 1479 sayılı yasanın 27 ve müteakip maddeleridir.
Özellikle anılan yasanın 28 maddesinde,"çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malul sayılmakta" ve "sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık veya arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalının,bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı" öngörülmektedir.
Şu hale göre malullük aylığının bağlanıp bağlanamayacağı veya hangi tarih itibariyle bağlanması gerekeceğinin saptanması yönünden sigortalının çalışma gücünün en az 2/3 ünü hangi tarihte yitirdiğinin belirlenmesinde yasal zorunluluk vardır. Oysa, bu konuda alınan raporların tarihleri farklı olduğu gibi, hükme dayanak alınan Adli Tıp Kurumu raporunda da sigortalının çalışma gücünün 2/3 ünü hangi tarihte yitirdiğine dair bir açıklama bulunmadığı halde,davacının malullük sigortasından 20.6.1995 olan dava tarihinden itibaren yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Bu bağlamda, Mahkemece yapılacak iş,
Davacının çalışma gücünün 2/3 ünü ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihten öncemi yoksa sonramı yitirdiğinin saptanması için Adli Tıp Kurumundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,14.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy