(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, 1.6.1977 - 30.8.1977 tarihleri arasında geçen ve bildirimleri yapılıp primleri ödenen çalışmalarının ve buna bağlı olarak 1.7.1993 tarihinde başlayan isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 1.8.1997 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti ile aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacının 1.6.1977-30.8.1977 tarihleri arasındaki çalışma süresinin tespiti istemini de içeren davanın yargılaması sürecinde verilen ilk karar; hizmet tespiti davalarında işverene husumet yöneltilmesi yasal gereğine de değinilerek, bu koşul gerçekleştirildikten sonra yapılacak yargılama sonucu toplanacak kanıtların değerlendirilmesiyle, iddia edilen dönemde kendi nam ve hesabına çalışmaya baskın ve 506 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalı sayılmayı gerektirecek bir çalışmanın bulunup bulunmadığı olgusunun araştırılması gereğine değinilerek bozulmuş, uyulan bozma kararı doğrultusunda işverene husumet yöneltildikten sonra davacının tanıkları da dinlenerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı işverene ait işyerindeki çalışması nedeniyle düzenlenen 1.6.1977 işe giriş tarihini içerir işe giriş bildirgesi 15.7.1977 tarihinde yöntemince davalı kurum kayıtlarına intikal etmiş ve buna dayalı olarak davacının sigortalılık tescili sağlanmıştır. Ancak davacının şoförler odası kaydı nedeniyle 22.7.1978 tarihinde ve 1.10.1972 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa'ya tabi Bağ-Kur sigortalılık tescili geriye dönük biçimde gerçekleştirilmiştir. Davacının meslek kuruluşu ve 1.1.1977 tarihinden başlayan vergi kayıtları, kendi nam ve hesabına serbest çalışmaya karine oluşturmakta ise de, dinlenen davacı tanıkları, davacının dava konusu dönemde davalıya ait işyerinde çalışmakta olduğunu belirtmişler, davalı işverene ait işyerinin belirtilen tarihlerde faal ve yasa kapsamında bir işyeri olmasına karşın gerekli sigortalılık bildirimlerini yapmaması nedeniyle kurum yararına resen prim tahakkuku hakkının doğduğu kayden belirlenmiş, davacının anılan dönemdeki serbest meslek faaliyetine ilişkin herhangi bir kanıt sunulmamıştır. Ayrıca, bozma öncesindeki kanıtlarda davacı aleyhine bir gelişme olmadığı gibi, bozma sonrasında davacı tanıklarından biri tekrar dinlenmiş, bir de yeni tanığın beyanına başvurulmuştur. Tüm tanıklar, davacının tespiti istenen sürede hizmet sözleşmesine dayalı çalışma ilişkisi içinde olduğunu, ortak lokanta işletme işinden ayrıldığını beyan etmiştir.
Sıralanan maddi ve hukuki olgular karşısında, davacının herhangi bir sigortalılık kaydı yokken yasal yönteme uygun biçimde sağlanan 506 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalılık tesciliyle buna dayalı isteğe bağlı sigortalılık primi ödemelerine geçerlilik tanınması gerektiği, ayrıca toplanan kanıtlar ışığında iddia konusu dönemdeki çalışmanın tespitine ve tahsis talebi açısından da dosya içeriğindeki verilere uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy