(4721 S. K. m. 405, 357) (2926 S. K. m. 47) (818 S. K. m. 43, 44)
Davacı, öldürülen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi S.M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1. Davalı Mevlüt, Medeni Kanun'un 357. maddesi kapsamında yasal kısıtlılık altında bulunduğundan, hakkındaki davanın Medeni Kanun'un madde 405/8 uyarınca husumete izin verilmiş vasi huzuru ile yürütülmesi gerekir. Bu yönde husumete izin kararının sonradan alınması halinde vasinin husumet ehliyeti izin kararının kendisine tebliğ tarihinden itibaren geçerli olacağından alınacak husumet yöneltilmesine dair Sulh Hukuk Mahkemesi kararı da eklenerek davalı vasisine yeniden tebligat yapılmalı, varsa göstereceği deliller de toplanarak ve aşağıdaki bendde öngörülen bozma nedenleri de gözetilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin husumete yetki verilmemiş vasi huzuru ile yargılamanın sürdürülerek davanın sonuçlandırılması;
2. Kabule göre de:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 Sayılı Kanunun 47. maddesine göre Bağ Kur'a tanınan rücu hakkı hukuki nitelikçe Hukuk Genel Kurulu'nun 18.3.1998 tarih, 183 esas, 233 karar sayılı kararında da açıkça öngörüldüğü üzere halefiyet ilkesine dayanmayan kanundan doğan bağımsız bir rücu hakkı olup, dış tavan sınırlamasına tabi olmadığından gerçek zarar tavan hesabı yaptırılmasına gerek olmadığı gibi, sorumluluğun sınırları, bağlanan gelirlerin ilk peşin değeri ile suç sayılır eylemi bulunan 3. kişinin kusur oranıdır. Bu yönde, davalının, zararlandırıcı sigorta olayında kasten adam öldürme suçundan mahkum olduğu, ne var ki ceza kararında hafif tahrike ilişkin hükümler uygulanarak cezasından indirim yapıldığının anlaşılması karşısında, hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değerine (iç tavana) Türk Ceza Kanunu'nda hafif tahrike ilişkin olarak öngörülen 1/4 indirim oranı aşılmamak üzere Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddeleri uyarınca takdir edilecek oranda hakkaniyet indirimi uygulanarak sonucuna göre dış tavan sınırlaması İle bağlı olmaksızın hüküm kurulması gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy