(3201 S. K. m. 3)
Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile borçlanmasının geçerli olduğunun ve aylığın kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava; 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.04.1989 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle iptaline dair Kurum işleminin iptali ile borçlanmanın geçerli sayılmasının ve iptal edilen yaşlılık aylığının kesildiği tarih itibariyle ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece; borçlanmanın geçerli olduğunun tespitine, davacının Almanya'da fiilen çalıştığı,hastalık ve işsizlik yardımı aldığı 01.04.1989-31.01.2000 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının iptaline dair Kurum işleminin yerinde olduğunun tespitine, davacıya işsizlik yardımının kesildiği tarihi takip eden 01.02.2000 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespitine karar verilmiş, davacı vekili; müvekkilinin fiilen çalışmasının sona erdiği 31.12.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği halde işsizlik yardımının sona erdiği 01.02.2000 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davalı Kurum vekili ise davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabule karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmişlerdir.
01.04.1989 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanan davacının 21.04.1972 - 31.12.1996 tarihleri arasında Almanya'da fiilen çalıştığı 01.01.1997 - 20.04.1997 tarihleri arasında hastalık,22.04.1997-31.01.2000 tarihleri arasında işsizlik yardımı aldığının belirlenmesi üzerine 22.10.2000 tarihinde borçlanması iptal edilerek yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren kesildiği ve 01.04.1989-22.10.2000 tarihleri arasında kendisine ödenen yaşlılık aylıkları toplamı 2.839.927.460 liranın faiziyle birlikte ve ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin 04.10.2000 tarihinde Kuruma ödendiği dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 3. maddesine göre, yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur.
Davacının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği ve tahsis talebinde bulunduğu tarihi de kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyeti'nden hastalık ve işsizlik sigortası yardımı aldığı konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun yurt dışında hastalık ve işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının borçlanmak amacıyla yurda girdiği tarihin kesin dönüş sayılıp sayılamayacağı meselesidir. Yurt dışında işsizlik ve hastalık sigortasından yardım alan sigortalının o ülkede oturmak zorunda olduğu ve bunun doğal sonucu olarak o ülkeden ayrıldığı taktirde yapılan yardımın kesileceği bilinen bir gerçektir. Alman Sosyal Güvenlik Mevzuatına göre işsizlik sigortası kolundan yardım alabilmek için kişinin emeğini iş piyasasına amade tutması gerekir. Zira devlet işsizleri ve işyerlerini takip etmekte herhangi bir işyerinde boşalma olduğu takdirde işsiz kalan ve işsizlik yardımı alan kişiyi işe girmeye davet etmektedir. Bu kişi yapılacak böyle bir daveti kaçırmamak için o ülkede oturmaya ve ülke sınırları dışına çıkmamaya özen göstermek zorundadır.
Öte yandan yurda kesin dönüş yapmaktan sözedebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere ana vatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden Alman Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından yardım alarak geçici sürelerle yurda giriş yapmak "kesin dönüş" yapıldığı anlamını taşımaz. Keza yurt dışındaki işini kaybetmek de herzaman kesin dönüşe delalet etmez. Giderek kişi işsiz kalabilir ama işsizlik sigortasından yardım almayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir.
Bu çerçevede; Federal Almanya'da işsizlik sigortasından yardım almak kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte delillerle kanıtlanabilir.
Davada, davacının sözü edilen nitelikte herhangibir delil
getirmediği anlaşıldığı halde davanın reddine karar verilmesi
gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum'un bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy