(3201 S. K. m. 1, 3)
Davacı, 01.08.1994 - 23.11.1996 tarihleri süresince ödenen 369.537.958 lira yaşlılık aylığı tutarının,yapmış olduğu hizmet borçlanma tutarı olan 231.169.400 lirasının faiziyle, bakiye 138.368.558 liranın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.08.1994 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle kesilmesi üzerine 01.08.1994-23.11.1996 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadı istemine ilişkin olup, Mahkemece; 14.02.2001 gün ve 2001/21-105 Esas, 2001/139 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca borçlanmanın geçerli, ancak davalının Almanya'dan işsizlik yardımı aldığı 21.07.1994 - 31.12.1995 tarihleri arasındaki dönemde ödenen yaşlılık aylıklarının iptaline dair Kurum işleminin yerinde olduğu, işsizlik sigortasından yardım almanın sona erdiği tarihten itibaren davalıya yeniden yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün bulunduğu, dolayısıyla 01.08.1994-31.12.1995 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıkları tutarının davalı tarafından Kuruma ödenen borçlanma bedelinin cüz'i bir miktarını teşkil ettiği 31.12.1995 tarihinden sonra ödenen,yaşlılık aylıklarının da borcu fazlasıyla karşıladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
22.07.1994 tarihli dilekçesiyle;21.07.1994 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek borçlanma isteminde bulunan ve bu istemi kabul edilerek 21.03.1973 - 31.12.1993 tarihleri arasında Almanya'da gerçekleşen 7480 günlük borçlanma tutarını; 26.07.1994 tarihinde ödeyerek aynı gün tahsis talebinde bulunan ve 01.08.1994 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanan davalının 01.07.1994 - 31.12.1995 tarihleri arasında Alman Sigorta Merciinden işsizlik yardımı aldığının belirlenmesi üzerine borçlanmasının iptal edilerek yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren kesilmesi üzerine sigortalı tarafından Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine açılan "Borçlanmanın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığının iptaline dair Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespiti" istemiyle açılan ve Mahkemece bu dosya yönünden bekletici mesele yapılan davanın "sigortalının Almanya'dan işsizlik yardımı aldığı ve bu nedenle yurda kesin dönüş yapmış sayılamayacağı" gerekçesiyle reddine dair Ankara 5.İş Mahkemesinin 31.12.1997 gün ve 1997/615-1723 sayılı dava dosyasının Dairemizin 20.02.2001 gün ve 2001/119 - 1147 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 3. maddesine göre, yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur.
Davalının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği ve tahsis talebinde bulunduğu tarihi de kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyeti'nden işsizlik sigortası yardımı aldığı konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun; yurt dışında işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının borçlanmak amacıyla yurda girdiği tarihin kesin dönüş sayılıp sayılamayacağı meselesidir. Yurt dışında işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının o ülkede oturmak zorunda olduğu ve bunun doğal sonucu olarak o ülkeden ayrıldığı taktirde yapılan yardımın kesileceği bilinen bir gerçektir. Alman Sosyal Güvenlik Mevzuatına göre işsizlik sigortası kolundan yardım alabilmek için kişinin emeğini iş piyasasına amade tutması gerekir. Zira devlet işsizleri ve işyerlerini takip etmekte herhangi bir işyerinde boşalma olduğu takdirde işsiz kalan ve işsizlik yardımı alan kişiyi işe girmeye davet etmektedir. Bu kişi yapılacak böyle bir daveti kaçırmamak için o ülkede oturmaya ve ülke sınırları dışına çıkmamaya özen göstermek zorundadır.
Öte yandan yurda kesin dönüş yapmaktan sözedebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden Alman Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından yardım alarak geçici sürelerle yurda giriş yapmak "kesin dönüş" yapıldığı anlamını taşımaz. Keza yurt dışındaki işini kaybetmek de herzaman kesin dönüşe delalet etmez. Giderek kişi işsiz kalabilir ama işsizlik sigortasından yardım almayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir.
Bu çerçevede; Federal Almanya'da işsizlik sigortasından yardım almak kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte delillerle kanıtlanabilir.
Davada, davalının sözü edilen nitelikte herhangibir delil getirmediği gibi, uyuşmazlığın çözümü için Kurum aleyhine açılan davanın reddedildiği Yargıtayca onanarak kesinleşen Ankara 5.İş Mahkemesinin 1997/615-1723 sayılı dosyasından açıkça anlaşıldığından davalıya 01.08.1994 - 23.11.1996 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının faizi aybeay hesaplanmak suretiyle bulunacak Kurum alacağından,davalı tarafından 26.07.1994 tarihinde Kuruma ödenen 231.169.400 liralık borçlanma bedelinin Kuruma ödeme tarihi ile borçlanmanın iptali nedeniyle yapılan mahsup tarihi arasındaki döneme ilişkin faiz tutarı dikkate alınarak bulunacak miktar üzerinden istirdada karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum'un bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy