(506 S. K. m. 10, 26) (818 S. K. m. 43, 44) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, iş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Koç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava; işe girişi süresinde Kuruma bildirilmediği ileri sürülen sigortalı işçi B. Mendo'nun 22.4.1996 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu maluliyeti üzerine hak sahibine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri uyarınca rucüen ödetilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Davacı Kurum 506 Sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca istemde bulunduğu halde sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır.
Davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Hakkaniyet indirimi yapılırken sigortalının müterafik kusuru oranında indirim yapılması halinde, 26. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar ile 10. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar arasında herhangi bir fark kalmayacağından hakkaniyet indiriminin, sigortalının müterafik kusurundan az olması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplanacak maddi tazminat miktarından, davalının kusur durumu da dikkate alınarak, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50 sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak gerçek zarar tavanı belirlendikten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak tavan aşılmamak suretiyle rücu alacağına hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy