(1086 S. K. m. 381, 389)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla,haksız suretle tahsil edilen 3.000.000.000 lira ile 2.378 İsviçre Frangının yasal faizi ile birlikte iadesine,takside bağlanmış ödemelerin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde 34370.60 İsviçre Frangının Kuruma iade ile mükellef olmadığının tespitine,Kurumca buna mahsuben tahsil edilen 3.000.000.000 liranın yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa son oturumda tefhim edilen kısa kararda "borçlanmanın geçerli bulunduğunun" belirtilmesine rağmen gerekçeli kararda bu belirlemeye yer verilmediği ve bu nedenle kısa kararın gerekçeli karara aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır.Öte yandan konuyla ilgili 10.4.1992 günlü ve 991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy