(506 S. K. m. 39, 134)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde görevsizliğe karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, 31.5.2000 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan Kurum sigortalısı için yapılan tedavi giderleri ile geçici işgöremezlik ödeneğinin fer'ileri ile birlikte tahsili için zararlandırıcı sigorta olayına kusuru ile sebebiyet verdiğinden bahisle Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine girişilen icra takibine,vaki itirazın iptali ile icra takibinin devamı ve borçlunun %40 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkin olup,davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 39.maddesi ile İcra İflas Kanununun 67.maddesidir.
Mahkemece,idarenin hizmet kusuruna dayalı davalarda görevli yargı yerinin İdari Yargı olduğundan bahisle yargı yolu yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de;yasal düzenlemelerde uyuşmazlıkların çözümünde görevli yargı yerleri öngörülmekte olup,bu bağlamda idarenin eyleminden kaynaklanan bazı uyuşmazlıklar;özel yasal düzenlemelerle idari yargının görev alanı dışına çıkarılarak adli yargının görevine dahil edilmektedir. 506 Sayılı Kanunun 134.maddesi hükmünde de "Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği" öngörülmüş ve bu suretle Sosyal Sigortalar Kanununun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların çözümünde uyuşmazlık idarenin bir eylemi yada işleminden kaynaklanmış olsa dahi, adli yargının görevine dahil edilmiştir.
Somut olayda da; davacı Kurum, sigortalısının yaralanmasına yol açan ve trafik kazası biçiminde vuku bulan zararlandırıcı sigorta olayına; sürücü kusuru yanında yol sathının aşırı bozuk olması ve bu durumu belirten herhangi bir işaretin bulunmaması nedeniyle davalı idarenin kusurlu eyleminin de neden olduğundan bahisle, Sosyal Sigortalar Kanununun 39.maddesine dayanarak sigortalısına yaptığı sosyal sigorta yardımlarının davalı idareden rücuan tahsilini istemekte olup; uyuşmazlığın niteliğine ve 506 Sayılı Kanunun 134.maddesi hükmüne göre bu davada görevli yargı yeri adli yargıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozmanın niteliğine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,18.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy