(506 S. K. m. 80) (818 S. K. m. 125, 128, 132) (6183 S. K. m. 102)
Dava: Prim ve gecikme zammı talep edilen 12.01.1998 tarih ve 846 - 847 sayılı ve 1998/17 takip nolu ödeme emrinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatınca istenilmesi ve davacılar Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.05.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar adlarına Av. Orhan Özacun ile karşı taraf adına Av. Perihan Bozkaya geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Davalı Kurum'un tüm davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava sonucu itibariyle 6183 sayılı Kanun çevresinde yapılan takibe konu 12.1.1998 tarih, 846-847 sayılı ve 1998/17 takip nolu ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Davacılar, davaya konu ödeme emrine itirazlarında zamanaşımı def'inde de bulunmuştur. Bu yönde; 506 sayılı Kanunun 80'nci maddesinde 3917 sayıl Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Giderek 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından; 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanunu madde 125'de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden ise; 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Dava konusu olayda; yukarıda öngörülen esaslar çevresinde ödeme emrine konu primler 3917 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ilişkin olup, zamanaşımı süresi bakımından Borçlar Kanununun 125. maddesi ve devamındaki hükümler uygulanacaktır.
Öte yandan davacı işverenin anılan dönem için Libya'da geçerli bulunan oranlar üzerinden tahakkuk ettirilen prim aslını takip öncesi dönemde ödemiş olması, sonradan 3.9.1997 tarih ve 16-147 sayılı Genelgeye göre %24,5 prim oranı üzerinden tahakkuk ettirilen prim yönünden kısmi ifa niteliği taşımadığından, bu ödeme nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 133. maddesi kapsamında zamanaşımının kesilmesi söz konusu değildir. Yine Borçlar Kanunu'nun 128.maddesi hükmüne göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı alacağın muaccel olduğu tarihtir ki 506 sayılı Kanun'un 80. maddesi kapsamında primlerin ödenme süresi en geç primin ilişkin olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadardır. Ne var ki 3279 sayılı Kanunun 10. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen ek madde 1'de Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinin uygulanması ile ilgili olarak prim ödeme sürelerinin üç ayı aşmamak üzere yönetim kurulu kararı ile tespit edilebilmesi hususunda yönetim kurulana verilen yetki çevresinde Sosyal Sigortalar Kurulu Yönetim Kurulunun 11.7.1986 Tarih ve 8/1811-33 sayılı kararı ile bu süre üç ay olarak tespit edilmiştir. Giderek 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı bu esasa göre belirlenmelidir.
Ödeme emrine konu edilen 1985/9-1997/6 dönemine ilişkin % 24,5 oranı üzerinden tahakkuk ettirilen ek prim borcunun zamanaşımına uğrayan kısmının, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde yapılacak değerlendirmeyle belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gereği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davalılar Avukatı yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, 28.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy