(506 S. K. m. 26)
Dava: İş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatınca istenilmesi ve davalı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.5.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Av. İ. Gündüz ile karşı taraf adına Av. E. Arslan geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi E. Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Davalı vekilinin tüm, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Kendine özgü halefiyet ilkesini içeren 506 sayılı Yasa'nın 26. maddesine dayalı davada, ölen sigortalının hak sahipleri tarafından açılan tazminat davasında belirlenerek kesinlik kazanmış olan gerçek zarar dış tavan değerlerinin hak sahiplerinin tazmin sorumlusundan isteyebileceğinden fazlasının halef konumundaki Kurum tarafından tazmin sorumlularından istenemeyeceği ilkesi gereğince bu davada da bağlayıcı olarak kabulü zorunluluğu vardır. Davacı Kurum da hak sahiplerinin açmış olduğu Batman Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi'nin 1992/228 Esas 1998/270 Karar sayılı tazminat davasında elde edilerek karara dayanak yapılmış olan 15.12.1997 tarihli hesap raporundaki dış tavan değerleriyle sınırlı istemde bulunmuştur.
Mahkemece anılan davada belirlenmiş olan hak sahibi gerçek zarar dış tavan değerlerinin esas alınması gereği gözetilmeyip, 15.12.1997 tarihli hesap raporunun düzenlendiği tarihte Sosyal Sigortalar Kurumu'nca 3315 katsayı uygulaması uyarınca bağlanmış olan peşin sermaye değerli gelirlere ayrıca % 20 kusur indirimi uygulanmak suretiyle hükmedilebilir meblağın belirlenmesi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik rücu alacağına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Davacı Avukatı yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, 28.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy