(506 S. K. m. 11, 26) (2945 S. K. m. 1, 2, 3)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Koç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, petrol istasyonunda pompacı olarak çalışan kurum sigortalısının işyerine soygun amacıyla gelen kişilerin hasılatı istemelerine direnen sigortalıya ateş açmaları üzerine ölmesi sonucu Kurumca sigortalının hak sahiplerine yapılan yardım ve ödemelerin, 506 Sayılı Yasanın 10 ve 26.maddeleri uyarınca işverenden rucüen tazmini istemine ilişkindir.
İşveren, anılan iş kazasının meydana gelmesinden önce sigortalının işe giriş bildirgesini Kuruma vermiş bulunduğuna göre olayda 10.maddenin uygulama yeri yoktur.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı vekilinin temyizine atfen yapılan incelemeye gelince;
Yukarıda özetlendiği şekliyle, olay 506 Sayılı Yasanın 11.maddesinde tarifini bulan bir iş kazası ise de,26.maddeye göre iş kazası ndan dolayı işverenin mesuliyeti ancak, kastı veya işçi sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı (kusurlu) hareketi veyahut suç sayılabilir hareketi nin saptanması halinde mümkündür.
21.2.2000 tarihli bilirkişi Prof Dr. M. Sümer'in raporunda açıklandığı üzere olay yeri niteliği ve konumu itibariyle 2495 Sayılı Yasanın amacını açıklayan 1.maddesi ve 2.maddesinde belirtilen kapsam içinde yer almadığı gibi 3.madde çerçevesinde bu işyerinde anılan yasanın uygulanacağına dair Bakanlar Kurulu kararı da yoktur. Diğer bir anlatımla işyeri 2495 Sayılı Yasa kapsamında değildir. Bu çevrede işverenin, alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı gibi ihmali ve kusuru da sözkonusu olmadığı halde, sonradan alınan ve işverene kusur izafe eden yanılgılı bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy