(506 S. K. m.10, 26)
Dava: Davacı,iş kazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26.maddeleridir.
Kesinleşen 1997/86 Esas sayılı rücu dosyası içeriğine göre zararlandırıcı sigorta olayının, sigortalının hizmet akdi ile anılan Kanuna tabi olarak çalıştığı işyerinde değil,bu işyeri işverenleri ile ilişkisi bulunmayan davalı Kemal Gönül'e ait bir başka inşaat işyerinde çalışırken meydana gelmesi karşısında; öncelikle bu işyerinin 506 Sayılı Kanunun 3/I-L maddesi kapsamında inşaat işyeri olup olmadığı yöntemince ve gereğince araştırılıp irdelenmelidir.Olumlu sonuca varılması bir başka ifade ile davalının işveren, ölenin bu işyerindeki çalışması itibariyle sigortalı niteliğini taşıdığının anlaşılması durumunda ise;yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre 10.maddenin uygulama önceliğinin bulunması nedeniyle anılan maddede öngörülen koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp irdelenerek gerçekleşmesi durumunda davalının sorumluluğu bu madde çevresinde saptanmalı;aksi halde ise aynı Yasanın 26. maddesine göre hüküm kurulmalıdır. Bu bağlamda hükme dayanak kılınan kusur raporunda zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda davalıya kusur verilmemiş ise de; Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmünde öngörülen hukuk hakiminin kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlılığı ilkesi kapsamında ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olan davalıya az da olsa bir miktar kusur verilmesi gereğinin gözetilmemesi nedeniyle anılan raporun yeterliliğinden sözedilemeyeceği açıktır. Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği ile inşaat iş kolundan uzman bilirkişi heyetinden yukarıda belirtilen esas çevresinde ve mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alıp irdeleyerek sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,16.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy