(506 S. K. m. 6, 79)
Davacı, 01.07.1977-11.10.1977 tarihleri arasındaki çalışmaların sigortalılık süresinden sayılmasına ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1977 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği, şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine ... işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, davalı işverene ait işyerinden verilmiş bulunan işe giriş bildirgesine dayalı olarak sigortalılık başlangıç tarihi ile anılan işyerinde geçen çalışma süresinin tespitine yönelik istemi nedeniyle yapılan yargılama sonucunda; 24.10.2001 tarihli yazı içeriğine göre davalı işverene ait işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihinin 01.07.1977 tarihli işe giriş bildirgesinden sonraki bir tarih olan 01.01.1983 tarihi olarak belirtilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilemez temel insan haklarından olduğu ve bu hakkın elde edilmesine yönelik davalardan olan hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendiren niteliği de gözetildiğinden, bu tür davaların özel bir duyarlılıkla yürütülmesi ve gerektiğinde re'sen toplanacak kanıtlarla sonuca varılması zorunluluğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarındandır.
Davacının sigortalılık tescili, davalı işverene ait işyerinden verilen işe giriş bildirgesi üzerine sağlanmış olup sonrasındaki sigortalılık işlemleri de bu işyerinden verilen sigorta sicil numarasına dayalı olarak yürütülmüştür. İşyerinin kapsama alınması konusundaki değişik tarihli yazılarda, işyeri adresinin ve sicil numaralarının farklı olduğu, davacının sigortalılık tesciline dayanak yapılan ve 01.11.1977 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden işe giriş bildirgesinin sahteliği de iddia edilmediğine göre; davalı Kurumdan işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarasına uygun biçimde bilgi getirtilerek, işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınmasının idari bir işlem olduğu ve hizmet tespiti açısından önemli unsurunun; işyerinin Yasa kapsamına alınmayı gerektirir biçimde işçi çalıştıracak kapasiteye sahip olup olmadığı yönü de gözetilerek yapılacak inceleme ve araştırmayla bir sonuca varılmalıdır. Yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı gerekçelerle hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy