(506 S. K. m. 60, 63, 92)
Dava: Davacı, fuzulen ödenen 2.361.911.902 lira yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava sonucu itibariyle davacı Kurumca 1.11.1996 -22.6.2000 döneminde davalı sigortalıya fuzulen ödendiği iddia olunan yaşlılık aylıklarının istirdadı istemine ilişkindir.
Öncelikle davalı sigortalının işyerinden 30.9.1996 tarihinde ayrıldığının dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, 506 Sayılı Kanunun 60/H maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığı tahsisi koşullarından biri olan çalıştığı işten ayrılma koşulu gerçekleşmiş olup, davalı sigortalı 1.11.1996 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazanmıştır.
Davanın yasal dayanaklarından bulunan 506 Sayılı Kanunun 63.maddesinin A bendinde Bu kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir hükmü yer almaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında, yaşlılık aylığına hak kazandıktan sonra çalışmaya başlayanların bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak yaşlılık aylıklarının kesilmesi gerekir. Somut olayda müfettiş tahkikatı sonucu ortaya çıkarılmasına kadar Kurum, davalı sigortalının işyerindeki çalışmalarından haberdar değildir. Davalı adına sosyal güvenlik destek primi veya tüm sigorta kollarından sigorta primi ödenmeyen bir başka ifade ile davalının bildirimsiz (kaçak) çalıştığı bu dönem için Kurumun ödemiş olduğu yaşlılık aylıklarını istirdada hakkı bulunmaktadır. Bu bağlamda, sigortalının işyerinde geçen fiili çalışma süresi araştırılmalı ve hiçbir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta tespiti ile sadece çalışılan süreyle sınırlı olarak ödenen yaşlılık aylıklarının belirtilecek esaslar dahilinde istirdadına karar verilmelidir.
Davalı sigortalının Kurum müfettişine verdiği 5.8.1998 günlü ifadesinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştığını bildirmesi keza 1998 yılı Ağustos ayına ait Sosyal Güvenlik destek primi bordrosunun Kuruma verilmesi karşısında; 1998 yılının 8.ayından itibaren (bu ay dahil) davacı Kurumun her halde sigortalıya ödenen yaşlılık aylıklarını istirdada hakkı bulunmamaktadır. Kaldıki sigortalının 11.8.1998 tarihinden itibaren fiili çalışması bulunmadığı Kurumun da kabulündedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, bildirimsiz olarak fiilen çalışılan süredeki yaşlılık aylıklarının fuzuli ödeme teşkil ettiği, bu dönem dışında sigortalıya yaşlılık aylığı ödenmesine devam edilmesi gereği gözetilerek sigortalıya sonradan bağlanan yaşlılık aylıklarından (ki bu aylıklara ait gösterge ve aylık bağlama oranının 506 Sayılı Kanun 63/A maddesi kapsamında belirlenmesinde sadece bildirimsiz çalışılan ancak primi sonradan ödenen çalışma esas alınmak suretiyle) hak ettiği aylık belirlenmek suretiyle mahsup yapılarak keza sigortalıya 8.1.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası üzerine iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortası kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması halinde 506 Sayılı Kanunun madde 92 hükmü de gözetilerek Kurumun davaya konu istemi hakkında hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy