(506 S. K. m. 140) (1086 S. K. m. 7)
Davacı, idari para cezasının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Y. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davada uyuşmazlık konusunu oluşturan mesele idari para cezasına vaki itirazın sulh ceza mahkemesince mi yoksa İş Mahkemesince mi inceleneceği sorunudur.506 Sayılı Yasanın 140. maddesine göre Kurumca verilen idari para cezasına karşı itirazın Sulh Ceza Mahkemesince incelenmesi gerekir. Somut olayda davacının, Kurumca verilen idari para cezasına karşı Kurum ünitesine itiraz edildiği, itirazın reddi üzerine davacının Sulh Ceza Mahkemesine itiraz ettiği, Sulh Ceza Mahkemesince davaya bakma görevinin İş Mahkemesine ait olduğu düşüncesiyle görevsizlik kararı verildiği, davanın İş Mahkemesine gelmesi üzerine İş Mahkemesinin kendisini görevli sayarak işin esasına girip davayı redettiği anlaşılmaktadır. Burada görev Sulh Ceza mahkemesine aittir.O halde İş Mahkemesinin yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir.Tabiidir ki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7 nci maddesi gereği yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi teknik anlamda görevsizlik kararının hüküm ve sonuçlarını doğuracağı yadsınamaz.Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hukuka ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy