(3201 S. K. m. 3, 6)
Dava: Davacı, 2101787520 tahsis nosu ile bağlanan yaşlılık aylığının 25.01.1997 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespitine, kabul edilmediği taktirde 10.03.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığına ve Mart 2000 tarihinden itibaren ödenmeyen emekli maaşlarına yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava; 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.05.1992 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle iptaline dair Kurum işleminin iptali ile borçlanmanın geçerli sayılmasının ve iptal edilen yaşlılık aylığının kesildiği tarih itibariyle ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece; borçlanmanın geçerli olduğunun tespitine, davacının Almanya'da fiilen çalıştığı, hastalık ve işsizlik yardımı aldığı 01.05.1992-23.12.1996 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının iptaline dair Kurum işleminin yerinde olduğunun tespitine, davacıya Almanya'dan yaşlılık aylığı almaya başladığı 01.05.1998 tarihini takip eden 01.06.1998 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
01.05.1992 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanan davacının 30.09.1984 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek 3201 Sayılı Kanun uyarınca borçlanma isteminde bulunduğu 09.10.1985 tarihinden önce 16.04.1971 - 13.04.1984 tarihleri arasında Almanya'da fiilen çalıştığı, bilahare tahsis talep tarihini de kapsar şekilde 21.10.1991 - 24.01.1997 tarihleri arasında yeniden fiilen çalıştığı, hastalık ve işsizlik yardımı aldığının belirlenmesi üzerine 19.12.1996 tarihinde borçlanması iptal edilerek yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren kesildiği ve 01.05.1992-23.12.1996 tarihleri arasında kendisine ödenen yaşlılık aylıkları toplamı 361.769.013 liranın istirdadı için girişimde bulunulduğu dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 3. maddesine göre, yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur.
Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun yurt dışında hastalık ve işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının borçlanmak amacıyla yurda girdiği tarihin kesin dönüş sayılıp sayılamayacağı meselesidir. Yurt dışında işsizlik ve hastalık sigortasından yardım alan sigortalının o ülkede oturmak zorunda olduğu ve bunun doğal sonucu olarak o ülkeden ayrıldığı taktirde yapılan yardımın kesileceği bilinen bir gerçektir. Alman Sosyal Güvenlik Mevzuatına göre işsizlik sigortası kolundan yardım alabilmek için kişinin emeğini iş piyasasına amade tutması gerekir. Zira devlet işsizleri ve işyerlerini takip etmekte herhangi bir işyerinde boşalma olduğu takdirde işsiz kalan ve işsizlik yardımı alan kişiyi işe girmeye davet etmektedir. Bu kişi yapılacak böyle bir daveti kaçırmamak için o ülkede oturmaya ve ülke sınırları dışına çıkmamaya özen göstermek zorundadır.
Öte yandan yurda kesin dönüş yapmaktan söz edebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere ana vatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden Alman Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından yardım alarak geçici sürelerle yurda giriş yapmak kesin dönüş yapıldığı anlamını taşımaz. Keza yurt dışındaki işini kaybetmek de her zaman kesin dönüşe delalet etmez. Giderek kişi işsiz kalabilir ama işsizlik sigortasından yardım almayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir.
Bu çerçevede; Federal Almanya'da fiilen çalışmak, hastalık ve işsizlik sigortasından yardım almak kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte delillerle kanıtlanabilir.
Davacının 16.04.1971-13.04.1984 tarihleri arasında Almanya'da fiilen çalıştıktan ve 09.10.1985 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek borçlanma isteminde bulunduktan sonra Almanya'da yeniden çalışmaya başladığı 21.10.1991 tarihine kadar geçen dönem içinde yurt dışında fiilen çalışmasının bulunup bulunmadığı, işsizlik ve hastalık yardımı alıp almadığı ve buna bağlı olarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda borçlanma talep tarihi itibariyle yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı yeterince ve gereğince araştırılmamıştır. Şayet sigortalı borçlanma talep tarihi itibariyle Almanya'daki çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini sona erdirerek yurda kesin dönüş yapmışsa 3201 Sayılı Kanunun 3. maddesi çerçevesinde borçlanmanın geçerli olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda olduğu gibi 5 yıl sonra yeniden Almanya'ya gitmiş ve tekrar çalışmaya başlamış olması borçlanmanın geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için anılan yasanın 6. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi gerektiği izahtan varestedir. Şayet geçerli bir borçlanma varsa 6. maddedeki yurda kesin dönüş şartının gerçekleşmesine bağlı olarak sigortalıya yaşlılık aylığı tahsis edilmesi mümkündür.
Mahkemece yapılacak iş; davacının borçlanma talebinde bulunduğu 09.10.1985 tarihi itibariyle yurda kesin dönüş yapıp yapmadığının, başka bir anlatımla 09.10.1985 tarihi ile ikinci kez çalışmanın başladığı 21.10.1991 tarihleri arasında Almanya'da fiilen çalışma, işsizlik ve hastalık yardımı alma durumunun söz konusu olup olmadığı yöntemince araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy