(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 2.1.1979 - 24.2.1998 tarihleri arasında asgari ücretle geçen çalışmaların sigortalı hizmetlerden sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 79/10 maddesi olup, davacı 2.1.1979 ile 24.2.1998 tarihleri arasında davalı işyerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep etmiş, yargılama devam ederken mahkemeye verdiği 19.3.2002 tarihli tavzih dilekçesinde davalıya ait işyerinde 16.1.1979 tarihinden 1.11.1987 tarihine kadar sigortalı çalıştığını 1.11.1987 tarihinden sonra isteğe bağlı sigortalı olduğunu bu nedenle 16.1.1979 tarihinden 1.11.1987 tarihine kadar sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep etmiş mahkeme ise kısmen hak düşürücü süre ve kısmen de isteğe bağlı sigortalı olduğundan bahisle davanın reddine karar vermiştir.
Davacının işyerine girdiğine dair 2.1.1979 tarihli işe giriş bildirgesi mevcuttur. İşe giriş bildirgesinin verildiği hallerde hak düşürücü süreden bahsedilemez. Zira Kurum sigortalının çalıştığını öğrendiği için primlerin ödenmesini takip etmesi gerekirdi. İşe giriş bildirgesinin verildiği tarihten sonraki süresinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup bu tarihten sonraki çalışmalar yönünden işin esasına girilip varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süre nedeniyle davayı reddetmesi isabetli sayılamaz.
Öte yandan davacı vekili müvekkilinin isteğe bağlı sigortalı olduğu süreyi tavzih dilekçesi ile dışlayarak 16.1.1979 tarihinden 1.11.1987 tarihleri arasındaki fiilen çalıştığını iddia ettiği sürenin tespitini talep etmiştir. Bu nedenle mahkemenin davacının isteğe bağlı sigortalı olduğu süreninde tespitini talep etmesi nedeniyle ret kararı vermesi doğru değildir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy