(6183 S. K. m. 35, 58, mükerrer m. 35) (506 S. K. m. 80, 140) (4792 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, ödeme emrinin iptali ile takibin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi M.Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava dışı işveren K. Tekstil San Tic. Ltd. Şti hakkında sigortalı işe giriş bildirgesinin yasal süre içinde kuruma verilmediğinden bahisle tahakkuk ettirilip 506 Sayılı Kanun'un 140. maddesi hükmünde öngörülen prosedür kapsamında kesinleştiği iddia olunan idari para cezası ve fer'i'lerinin işveren limited şirketin ortağı olduğundan bahisle davacıdan tahsili için 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi kapsamında tebliğ edilen ödeme emri iptalinin yasal süresi içinde açılan bu dava ile istendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 80. maddesi hükmünde belirtilmiştir.
6183 Sayılı Kanun'un 25.5.1995 tarih ve 4108 Sayılı Kanun'un 11. maddesiyle değişik mükerrer 35. maddesi hükmüne göre kurumun, işveren tüzel kişilerden olan prim ve diğer alacaklarının bu anlamda idari para cezalarına ilişkin alacağının işveren tüzel kişilerin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler kuruma karşı mal varlıkları ile sorumlu tutulmuşlardır. Somut olayda davacının, 6183 Sayılı Kanun'un anılan maddesi kapsamında ödeme emrine konu idari para cezasının gerçekleştiği ve ödenmesi gereken dönemde "kanuni temsilci" sıfatını haiz bulunmaması nedeniyle sorumluluğu mevcut değildir. Keza davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanun'un 80. maddesi hükmüne göre de tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile müştereken ve müteselsilen sorumlulukları sigorta primleri ve ek 24/L kapsamında sosyal yardım zammı ve ferileri ile sınırlı olup idari para cezaları anılan madde kapsamındaki sorumluluğa dahil olmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere davacının bu dönemde üst düzeyde yönetici veya yetkili sıfatı da bulunmamaktadır.
Ne var ki, davaya konu ödeme emrinin düzenlenme tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6183 Sayılı Kanun'un 4369 Sayılı Kanun'la değişik 35/1. maddesi hükmüne göre, "limited şirket ortakları şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya mesul olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." Somut olayda da, sigortalı işe giriş bildirgesinin yasal süresinde verilmediğinden bahisle işveren limited şirket aleyhine aynı yasanın 140. maddesi kapsamında tahakkuk ettirilen idari para cezasının 6183 Sayılı Kanun'un 35/1. maddesi hükmüne göre davacı ortaktan tahsili amacıyla davacıya iptale konu ödeme emri gönderilmiştir. Bu bağlamda davacının kurum gelirleri arasında sayılan ve işverence süresi içinde ödenmediği için kurum alacağına dönüşen idari para cezasından işveren limited şirketin ortağı sıfatıyla şahsi sorumluluğu için işveren adına tahakkuk ettirilip kesinleşen idari para cezasının işveren şirketin mal varlığından tahsil imkânı kalmadığının anlaşılması gerekmektedir. Kamu alacağının işveren şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması koşulunun varlığı yönünden de işveren şirketin haczedilen mal varlığının 6183 Sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerlendirme sonucu kamu alacağını karşılayamadığının, borçlunun iflası halinde ise kamu alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle takip dairesince yürütülen takip muamelelerine rağmen kamu alacağının işverenden tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması gereği de göz önünde tutulmalıdır.
Diğer taraftan 6183 Sayılı Kanun'un 35/1. maddesi hükmünde öngörülen sorumluluk koşullarının davalı bakımından gerçekleştiğinin yapılacak araştırma ve inceleme sonucu saptanması durumunda davacının işveren limited şirket ortağı sıfatıyla işveren aleyhine tahakkuk ettirilip kurum alacağına dönüşen idari para cezasından sorumluluğu, ödeme emrinin düzenlenme tarihi itibarıyla 6183 Sayılı Kanun'un anılan maddesinde 4369 Sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin yürürlüğe girmiş bulunması nedeniyle şirketteki sermaye hissesi oranına göre belirlenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile "davacı hakkında" idari para cezası tebliğ edilmediğinden bahisle ödeme emrinin iptaline karar verilmesi,
Kabule göre de 4792 Sayılı Kanun'un 24/c maddesi hükmü gereğince Sosyal Sigortalar Kurumu'nun harçtan bağışık olması itibarıyla aleyhine hüküm kurulan kurum bakımından ilam harcına hükmedilmemesi yerinde ise de lehine karar verilen davacının dava dilekçesiyle yatırdığı başvurma harcı ile peşin harcın istemi halinde kendisine iadesine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy