(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Hüseyin'in temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava 21.4.1994 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine davacı kurumca ölüm sigortası kolundan bağlanan aylığın ilk peşin değeri ile cenaze masrafının 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi hükmüne göre davalılardan rucüen tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece, davalı Hasan'ın kusurlu sürücü Hüseyin'in kullandığı aracın kaza tarihindeki maliki sıfatıyla kurumun rücu alacağından sorumluluğuna karar verilmiştir.
Bu yönde; 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi hükmü kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları; öncelikle 3. kişinin suç sayılır hareketi ile yasada belirtilen sosyal sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı ya da hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır.
Davada somutlaşan olayda da; davalı sürücünün toplam 8/8 oranındaki kusuru ile neden olduğu trafik kazasında Bağ-Kur sigortalısı vefat etmiş ve sigortalının hak sahiplerine Bağ-Kur'ca ölüm sigortası kolundan aylık bağlanmıştır.
Ne var ki; davalı Hasan'ın rücu alacağından sorumluluğuna dayanak kılınan 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesinin 3396 Sayılı Kanunla değiştirilen 2. fıkrasında yer alan ... araç maliklerine ... ibaresi; Anayasa Mahkemesinin 27.03.2000 tarih ve 2001/343 esas, 2002/41 karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 13.11.2002 gün ve 24935 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu durumda; araç malikinin 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi kapsamında kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan yasanın öngördüğü diğer sorumlular kavramı kapsamında 2918 Sayılı Kanunun 3. maddesi hükmünde öngörülen tanım çevresinde işleten sıfatını haiz bulunması; bir başka anlatımla trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan araç üzerindeki fiili hakimiyet ile aracı tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına işletiyor olması halinde mümkündür.
Hal böyle olunca; davalı Hasan'ın aracı 1992 yılında satarak devrettiğine dair savunması dikkate alınarak rücu alacağından sorumlu olmadığı ve hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Hasan'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Hasan'a iadesine, 03.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy