(4721 S. K. m. 27) (1086 S. K. m. 38) (2926 S. K. m. 47)
Dava: Davacı,trafik iş kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almış ve birleştirilen davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı ve davalılardan Saim K. mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-Davaya taraf olma ehliyeti dava şartlarından olup, Mahkemece re'sen gözetilmelidir.
1998/68 Esas Sayılı asıl davada, davalılardan Saim K.nın rücu davasının açılmasından ( 27.7.1998 )sonra ancak karardan ( 6.6.2001 )önce bir başka ifade ile yargılama aşamasında 18.7.2000 tarihinde ölümü karşısında,davalı Saim mirasçılarına tebligat yapılıp varsa deliller toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmaması,
2-2001/18 Esas Sayılı ek davada; davalılardan Saim K.nın davanın açıldığı 30.1.2000 tarihinden önce 18.7.2000 tarihinde ölmesi ve Medeni Kanunun 27.maddesi uyarınca ölümle kişilik sona erdiği halde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38.maddesi ve 4.5.1978 gün ve 4/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olarak ve husumetin kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilmeksizin bu kişi yönünden davanın husumetten reddi yerine ölü kişi hakkında açılan davaya devam edilerek hakkındaki davanın esastan reddi;
3-Kabule göre de;2926 Sayılı Kanunun 47.maddesi ile Bağ-Kur'a tanınan rücu hakkı hukuki nitelikçe halefiyet ilkesine dayanmayan bağımsız nitelikte bir rücu hakkı olup sorumluluğun sınırları bağlanan gelirlerin ilk peşin değeri ve suç sayılır eylemi bulunan 3.kişilerin kusur oranıdır.1998/68 Esas Sayılı asıl davada;ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değerli tutarı yanında sonradan yürürlüğe giren katsayı artışları nedeniyle bağlanan gelir farkının da davaya konu yapılmış bulunmasına rağmen hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirle sınırlı hüküm kurulması gereğinin gözetilmemiş olması,
Hak sahibi eşin davanın açılmasından sonra 7.9.2000 tarihinde öldüğünün dosya içeriğinde mevcut nüfus kaydı örneğinden anlaşılması ve bu hak sahibine davacı Kurumca bağlanan gelirin kesilerek fiili ödemeye dönüşmesi gereği karşısında;fiili ödeme miktarı araştırılarak gelirin ilk peşin değerinden az ise fiili ödemeye göre aksi halde gelirin ilk peşin değeri ile sınırlı biçimde davalıların sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken aksinin kabulü,
Davada teselsül hükümlerine dayanılmasına rağmen harç, avukatlık parası yönünden bu çevrede hüküm kurulmaması,usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki,hükmün diğer davalılarca temyiz edilmemesi nedeniyle davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak da herhalde göz önünde tutulmalıdır.
O halde temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy