(506 S. K. m. 80, 140) (818 S. K. m. 125, 128, 132) (6183 S. K. m. 102) (4481 S. K. m. 9)
Dava: Davacı, borcun aslı zamanaşımına uğramış bulunduğundan ve ödeme emirleri de usulüne uygun düzenlenmediğinden bahisle, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava sonucu itibariyle sigorta primi, idari para cezası, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisi ile ferilerinden dolayı 6183 Sayılı Kanun çevresinde yapılan takibe konu ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı; davaya konu ödeme emirlerine itirazında zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Bu yönde; 506 Sayılı Kanunun 80.maddesinde 3917 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Giderek 3917 Sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8.maddesi hükmüne göre 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından; 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Sosyal Sigortalar Kurumunun alacak hakkı; Borçlar Kanunu madde 125'de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise; yine Borçlar Kanununun 128.maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi, durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zammı yönünden ise; 6183 Sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102 ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde; 102 madde hükmüne göre; zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
Dava konusu olayda ödeme emrine konu primler; 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önce ve sonraki döneme ilişkin olup, davacı işverenin zamanaşımı def'i açıklanan esaslar çerçevesinde irdelenmelidir.
4306 Sayılı Kanunun 13.maddesi hükmünde eğitime katkı payının tarh, tahakkuk ve tahsilinde; 4481 Sayılı Kanunun 9.maddesi hükmünde de özel işlem vergisinin tarh, tahakkuk ve tahsilinde; ilgili mevzuat hükümleri ile 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine yapılan atıf nedeniyle; Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen ya da Kurumca re'sen düzenlenen sigorta prim bildirgeleri nedeniyle tahakkuk ettirilecek eğitime katkı payı ve özel işlem vergisine ilişkin olarak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde; 6183 Sayılı Kanunun 102.maddesi hükmü uygulanacaktır.
Bu bağlamda 4306 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin A fıkrasının 11. bendinde; eğitime katkı payının sorumlularca beyanname verme süresi içinde ödenmesi gereğinin öngörülmesi keza 4481 Sayılı Kanunun 9. maddesi hükmünde de 4306 Sayılı Kanunun Geçici 1.maddesinin A fıkrasında belirtilen işlemler için ödenen eğitime katkı payı tutarı kadar ayrıca özel işlem vergisi ödeneceği ve aynı fıkranın 10, 11 ve 12 numaralı bentlerinde yer alan hükümlerin özel işlem vergisi hakkında da uygulanacağının ifade edilmesi karşısında; işverenlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna verecekleri sigorta prim bildirgeleri nedeniyle eğitime katkı payı ve özel işlem vergisini; Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 16 ve 17.maddeleri kapsamında, aylık sigorta prim bildirgeleri için en geç ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar, dört aylık sigorta prim bordroları için de ilgili bulunduğu dönemi izleyen ayın sonuna kadar Kuruma ödeme yükümü bulunmakla 6183 Sayılı Kanununun 102.maddesi hükmünde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı; iş bu ödeme süresinin sona erdiği tarihin bir başka ifade ile eğitime katkı payı yada özel işlem vergisine ilişkin alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden aybaşıdır.
Diğer taraftan; 4306 Sayılı Kanunun Geçici 1.maddesinin A fıkrasının 1.bendinde 01.09.1997 tarihinden başlamak üzere Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgelerinden eğitime katkı payı ödeneceği öngörülmüştür. Özel işlem vergisi yönünden de bu tarih 01.12.1999 dur. İşverenlerin özel işlem vergisi ve eğitime katkı payını ödeme yükümü; sigorta prim bildirgelerinin işverence Kuruma verildiği ya da bu bildirgelerin Kurumca re'sen düzenlendiği tarihte değil sigorta prim bildirgelerinin Kuruma verilmesi yönünden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde öngörülen sürede bildirge verilmese dahi kendiliğinden doğmaktadır. Giderek kanunların geriye yürümemesi evrensel nitelikte bir temel hukuk kuralı olup, bu yönde gerek 4306 Sayılı Kanunda gerekse 4481 Sayılı Kanunda geçmişe yönelik olarak uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda; sigorta prim bildirgelerinin ilişkin bulunduğu bir başka ifade ile işverenin özel işlem vergisini ya da eğitime katkı payını ödeme yükümünün doğduğu dönem anılan Yasaların yürürlüğe girmesinden önceye ait ise; iş bu sigorta prim bildirgeleri yasaların yürürlüğe girmesinden sonra işverence Kuruma verilmiş ya da Kurumca re'sen düzenlenmiş olsa dahi artık geçmişe yönelik olarak özel işlem vergisi yada eğitime katkı payı tahakkuku mümkün değildir.
Hal böyle olunca; ödeme emrine konu eğitime katkı payı ve özel işlem vergisine ilişkin uyuşmazlıklar açıklanan hukuki esaslar çevresinde çözümlenmelidir.
506 Sayılı Kanunun idari para cezalarına ilişkin 140.maddesinin son fıkrası hükmünde; İdari para cezalarının tahakkuk ve tahsilinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağının öngörülmesi karşısında Kurum gelirleri kapsamında olup süresi içinde ödenmediğinde Kurum alacağına dönüşen idari para cezaları yönünden zamanaşımı süresi; bu çevrede belirlenmelidir. Giderek 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi olarak da idari para cezasına konu hukuksal aykırılığın gerçekleştiği tarih esas alınmalıdır.
Somut olayda; ödeme emrine konu idari para cezaları; aylık sigorta prim bildirgeleri ile dört aylık sigorta prim bordrolarının verilmemesinden kaynaklanmakta olup;10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı; Sosyal Sigorta işlemleri Yönetmeliğinde iş bu aylık bildirge ve dönem bordrolarının Kuruma verilmesine ilişkin olarak öngörülen sürenin son günüdür.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslara göre inceleme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy