(506 S. K. m. 118) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 54, 56, 57)
Dava: Davacı, tedavi gideri 7.397.290.638 liranın kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Kurumun temyizine gelince,
Davacı sigortalı, geçirdiği iş kazası sonucu Kurumun Samsun Hastanesince acil yazısıyla sol Femurda açık kırık teşhisiyle kurumun Ankara Dışkapı Hastanesine sevk edilmiş ise de buraya uğramadan aynı tarih Başkent Üniversitesi Hastanesine yatırıldığı ve dizüstü amputasyon yapılarak 15 tarih süreyle tedavi edildiği, Sosyal Sigortalar Kurum Hastanesine götürülmeme sebebi olarak da durumun son derece acil ve uzuv kaybı riskinden bulunduğunun iddia edildiği ve tedavi ücretinden davalı Kurumca ödenmeyen kısmının istendiği görülmektedir.
506 S. kanunun 118. maddesi Hastalık yardımından yararlanacakların kuruma bağlı sağlık müesseseleri veya kurum hekimlerine başvurmalarını öngörmekte, buna paralel olarak sigorta işlemleri yönetmeliğinin 54. maddesi ise, kurum hekimlerine veya sağlık tesislerine müracaat etmeden muayene ve tedavilerini başka hekim veya sağlık tesislerinde yaptıranların bu tedavi dolayısıyla yaptıkları masraflarının ödenmeyeceğini amir bulunmakta ise de bu hükümlerin normal ve olağan haller için uygulanacağı tabiidir.
Bununla birlikte İnsan yaşamının kutsallığı evrensel ilkesi gereği olarak ani ve acil durumlarda hastanın en yakın hastaneye başvurma hakkına sahip olduğu da yadsınamaz. Nitekim bu ilke yönetmeliğin 57. maddesindeki düzenleme ile olanaklı kılınmış, 56. maddesinde ise Kurum sağlık tesislerinde boş yatak bulunmaması veya tedavinin mümkün olmaması hallerinde de Kurumca sevk edilmek koşuluyla ve öncelikle resmi sağlık kuruluşlarından başlamak suretiyle maddedeki sıralama silsilesi içinde kalınarak özel sağlık tesislerinde tedaviye imkan sağlandığı gibi, kurum sağlık tesislerinde sağlanamayan (belgelendirilmek koşulu ile) tedavilerin doğrudan (sevksiz) başvuru ile kurum dışı sağlık tesislerinde yaptırılması da olası görülmüştür.
Somut olaya gelince, hastanın özel hastaneye götürülmesine gerekçe olarak durumun acil ve uzuv kaybı yaşama riski bulunması iddiası ileri sürülmektedir ki, bu ifadeyle bir bakıma kurum hastanesinin uzaklığı sebebiyle oraya götürülmeyerek özel hastaneye götürüldüğü aksine kurum hastanesine götürülmeye teşebbüs edildiği takdirde hastaya müdahalede geç kalınacağı bu sebeple de acil ve hayati nitelik taşıyan uzuv kaybı gibi bir tehlikenin oluşacağı endişesi izhar edilmek istendiği anlaşılmaktadır.
Oysa hastanelerin Ankara'daki konumları ve hastanın Samsun'dan Ankara'ya intikaline ait yol durumu, kazadan itibaren 15 saatlik bir zamanın geçmiş olduğu da nazara alındığında, sevk edildiği Kurum Dışkapı Hastanesinin daha yakında yer alması sebebiyle buraya daha erken ulaşılacağı, tedavi için götürüldüğü Başkent Üniversite Hastanesinin ise daha uzakta bulunması nedeniyle de ulaşımın nispeten zor koşullarda ve daha geç gerçekleşeceği olağan ve bilinen bir durumdur. Hal böyle olunca hastanın kurum hastanesinin önünden geçerek, doğrudan doğruya daha uzaktaki özel bir hastaneye götürülmesinde ani ve acil hayati önemi haiz bir durumun varlığından söz edilemez.
Öte yandan sevke konu kurum hastanesi ile tedavinin gerçekleştirildiği özel hastanenin tedavi koşulları açısından bakıldığında ise aynı tedavinin kurum hastanesinde yapılmasının da olası bulunduğu, özel hastaneye gidilmesini gerektirecek nitelikte ani ve aciliyeti bulunan hayati önemi haiz ciddi bir farklılıkta ileri sürülmediği, gibi; davacının sevk edildiği yer Kurumun Ankara Dışkapı Hastanesi olduğu halde, hükme gerekçe yapılan anılan 12.09.2001 tarihinde boş yatak bulunmadığı yanıtı ise kurumun başka bir sağlık ünitesi olan Ankara Eğitim Hastanesi Etlik polikliniğine aittir. Bu halde hastanın sevk edildiği hastanede boş yatak bulunmadığı savı da dayanaktan yoksundur. Kaldı ki 56. madde gereği öncelikle Ankara da mevcudiyeti bilinen pek çok resmi sağlık kuruluşlarından herhangi birine dahi gitmek gereği duymaksızın, davacının doğrudan özel hastaneye yatırılmasında, açıklanan kanuni düzenlemelerde ki koşulların yerine getirilmemiş olması sebebiyle haklı bir yön yoktur.
Şu halde, Mahkemece yapılacak iş Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinin 13.02.1999 günlü yönetmeliğin 1. maddesi ile eklenen son fıkrası uyarınca kurumca ödenecek olan masraf tutarı başvurulan sağlık tesisi ile kurum arasında bu konuda paket program anlaşması varsa o doğrultuda, yoksa bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarlar üzerinden yapılacak hesaplama sonucu belirlenecek miktarla sınırlı olarak karar vermekten ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 22.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy