(506 S. K. m. 6) (1475 S. K. m. 106)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ilişkin işyerinde 19.05.1995-07.10.1998 tarihleri arasında kesintisiz olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının prime esas kazanç tutarlarıyla birlikte tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı tarafından işveren aleyhine işçilik haklarına ait olarak açılan ve kabul ile sonuçlanan davaların burada tespiti istenen hizmet sürelerini de kapsadığı görülmektedir. Bu bağlamda, anılan davaların bu dava açısından güçlü delil niteliği taşıdığı kuşkusuzdur. Ayrıca bir kısım tanıklarca davacının çalışmalarının doğrulandığı gibi davalı işverence de çalışmaların kısmen kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Belirtmek gerekirse, davacının şikayeti üzerine iş müfettişince yapılan incelemede, işyeri belgelerine ulaşılamadığı için, davacının şikayetine konu hizmet tespitinin varlığı anılan idari tahkikatta saptanamamış ise de, burada düzenlenen raporda 1475 S. Kanunun 106. maddesi uyarınca istenilen belgelerin verilmemiş olması sebebiyle işveren hakkında idari para cezası uygulanarak tespiti istenen hizmetler konusunun yargı aşamasında iş mahkemesince çözülebileceği önerisi getirilmiştir. Şu durumda davacının hizmetinin varlığı veya yokluğu konusunda müfettişçe saptanmış kesin bir durum söz konusu olmadığından davacı tarafça bu raporun aksinin yazılı delillerle kanıtlaması istenemez.
Öte yandan, sosyal güvenliğin Anayasada düzenlenen haklardan olması yanında, 506 S. Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması itibariyle kamu düzenine ait bulunması nedeniyle, hizmet tespitini de içeren bu tür davaların özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi, bu anlamda delillerin resen toplanması gereği vardır.
Mahkemece yapılacak iş; dava konusu dönemdeki ustabaşı, vardiye amiri, şef ve benzeri işyeri yetkilileri, özellikle anılan tarihlerde davacıyla birlikte çalışan ve hizmetleri aylık ve üç aylık dönem bordroları ve benzeri kayıtlarla Kuruma bildirilen kişiler, komşu işyeri sahipleri ve çalışanları belirlenerek, bunların tanık sıfatıyla dinlenmesi, şayet tanık beyanları arasında mübayenet oluşursa, oluşan çelişkilerin giderilmesi ve toplanan kanıtların hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 11.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy