(2004 S. K. m. 67) (2918 S. K. m. 98, 99, 108)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Fatih Arkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Sigorta Şirketleri açısından faiz başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken; ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98, 99 ve 108. maddeleri ile başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemişse Sigorta Şirketinin temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi kabul ve tespit edilmek gerekir.
Dava konusu alacak nedeniyle, Kurumun; Sigorta Şirketine takip öncesi herhangi bir başvurusunun bulunmaması karşısında, faiz başlangıç tarihinin bu davalı yönünden takip tarihi olarak alınarak yapılacak hesaplama ile itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gereği gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması ve ayrıca belirtilen yönde bir inceleme sonucunda belirlenecek alacak miktarının bir yargılamayı gerektireceği halde "alacağın likit olduğundan" söz edilerek borçlu Sigorta Şirketinin, 3494 sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik İcra İflas Yasası'nın 67/2 maddesi hükmü ile icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,; Başkan Resul Aslanköylü'nün muhalefetine karşı, Üye Coşkun Erbaş, M. Zafer Erdoğan, Süleyman Caner ve Neslihan Sever'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 25.11.2002 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davada sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan sağlık yardımlarının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi istenmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 39. maddesidir.
Anılan maddenin başlığı üçüncü kişinin sorumluluğu deyimini içermektedir. Hal böyle olunca, bu maddeye göre Kuruma karşı sorumlu olan kişi üçüncü kişidir. Üçüncü kişinin sorumlu tutulabilmesi için kasdı veya suç sayılır hareketinin gerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda sigortalı, sürücü M. Şahin Başer'in kullandığı aracın çarpması sonucu zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalmış ve yaralanmıştır. Sürücü Başer'in Kuruma karşı üçüncü kişi konumunda ve kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu bulunduğu, davalı sigorta şirketinin de sürücünün kullandığı aracı zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortaladığı tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Kurumun, sigortalının halefi olup olmadığı, sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan yardımların Kurumca Sosyal Sigortalar Kanunu madde 39 çerçevesinde davalı sigorta şirketinden istenebilip istenemeyeceği noktasındadır.
Hemen ifade etmek gerekirse öğretinin baskın görüşüne göre, bir hakkın halefiyet ilkesine dayandığının kabul edilebilmesi için yasalarda açık bir hükmün bulunması şarttır. Ayrıca halefiyete ilişkin hükümler istisnai hükümler olup genişletici yoruma tabi tutulamaz. Oysa ne 39. maddede ne de Sosyal Sigortalar Kanununun diğer maddelerinde Kurumun rücu hakkının halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin bir hüküm mevcuttur. Hal böyle olunca Kurum, sigortalının halefi sıfatıyla sigorta şirketinden herhangi bir talepte bulunamaz.
Öbür yandan Kurumun, sigortalının halefi olduğu kabul edilse bile somut olayda sözü edilen 39. maddede öngörülen koşullar sigorta şirketi açısından gerçekleşmemiş olduğundan davalı sigorta şirketi Kuruma karşı yine sorumlu tutulamaz. Zira davalı sigorta şirketinin, zararlandırıcı sosyal sigorta olayının oluşmasında kasdı veya suç sayılır hareketi iddia ve ispat edilmediğinden 39. maddede öngörülen koşulların oluşmadığı açık seçik ortadadır. Kaldı ki sigortalının, sigorta şirketi hakkındaki talep hakkının yasal ve hukuksal dayanağı ne 39. ne de
Borçlar Kanunu'nun 41 ve ardından gelen maddeleridir. Talebin yasal dayanağı Karayolları Trafik Kanunu olup sigortalı, sigorta şirketiyle araç maliki arasında yapılan sigorta akdi çerçevesinde talepte bulunabilir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasına ilişkin yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. Sayın çoğunluğun Bozma kararında gösterilen gerekçeye katılamıyorum. Davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy