(1479 S. K. Ek Geç. m. 4) (506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, Bağ-Kur'daki hizmet süresinin tespiti ile Sosyal Sigortalar Kurumuna aktarılmasına ve Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından emeklilik işlemlerinin yerine getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumlarında geçen zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin birleştirilerek kendisine Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmekte ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 26.05.1952 tarihinde ilk defa zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı olarak işe başladıktan kısa bir süre sonra ayrıldığı, daha sonra 17.07.1985 tarihli başvurusu ile Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalısı olarak bu kurumdan aynı tarihte Askerlik Borçlanması ile birlikte 1479 sayılı yasanın değişik ek geçici 4 maddesi uyarınca 10 yıllık tamamlayıcı borçlanma yaptığı, ancak borçlanmanın son taksite ilişkin ödemesinin 2 yıllık yasal süre geçtikten sonra, 10.09.1987 tarihinde gecikmeli olarak yapıldığından bahisle anılan borçlanmanın kurum tarafından tasfiye edilerek geçersiz sayıldığı ve isteği üzerine de davacı adına bankaya toptan ödeme talimatı verildiği, fakat davacının bu ödemeyi bankadan almadığı iddiasıyla kuruma başvurarak primlerin geçerli sayılmasını istemekle birlikte, bu aşamada Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılığını terk ederek 01.08.1993 tarihi itibariyle Sosyal Sigortalar Kurumu isteğe bağlı sigortalısı olduğu ve nihayet bu kurumdan 2829 sayılı yasa uyarınca, hizmetlerinin birleştirilerek yaşlılık aylığı talep etmesi üzerine de Bağ-Kur nezdindeki prim ödeme gün sayısının 1 yıl 11 ay 14 gün olarak bildirildiğinden Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kurdaki prim ödeme gün sayılarının toplamının 506 sayılı yasanın 60/A-b maddesinde öngörülen 3600 güne ulaşmadığı için Sosyal Sigortalar Kurumunca yaşlılık aylığı talebinin red edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten de davacının Bağ-Kur nezdinde yaptığı Askerlik Borçlanması ile 10 yıllık tamamlayıcı borçlanmanın 2 yıllık ödemeye ilişkin başlangıcının borç miktarı ve ödeme planını içeren yazının davacıya tebliğinden itibaren hesabedilmesi gereği dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Konuya bu yönden bakıldığında tasfiye nedeniyle adına bloke edilen miktarın davacı tarafından bankadan alınmadığı iddiası sübut bulduğu takdirde, davacının Askerlik Borçlanması ve 10 yıllık tamamlayıcı borçlanmasının geçerli sayılması ve bu bağlamda 3600 günün üzerinde prim ödeme gün sayısı bulunduğunun kabulü yerinde olur ise de, hemen belirtelim ki 1479 sayılı yasanın 2654 sayılı yasa ile değişik ek geçici 4. maddesi uyarınca ... borçlanılacak süreler, diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi bir işe girerek o kanuna tabi kurum veya kuruluşlardan aylığa hak kazananların 2829 sayılı kanun hükümlerine göre, birleştirilecek hizmetlerine dahil edilemez öte yandan buna koşut olarak yine 2829 sayılı yasanın geçici 3. maddesinde yer alan, hükme göre de ... Ek geçici 4 madde hükmü uyarınca borçlanılan hizmet süreleri, Bağ-Kur tarafından bağlanacak aylıklar hariç, diğer kurumlarda geçen hizmet süreleri ile birleştirilemez. İşte bütün bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Ek geçici 4. madde uyarınca yapılan 10 yıllık tamamlayıcı borçlanma süresinin ancak ve sadece Bağ-Kur nezdinde aylığa hak kazanılması halinde birleştirilecek hizmetlere ilişkin prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilebileceği ve bu sürelerin diğer sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet birleştirilmelerinde Bağ-Kur dışındaki kurumlara aktarılmasının olanaklı bulunmadığı açık seçik ortadadır. Nitekim bu yasal düzenlemelerin tarihi gelişimine ve bu süreç içerisinde gelişen duruma baktığımızda, Ek geçici 4. maddenin 1479 sayılı yasaya ilk defa 19.04.1979 tarih ve 2229 sayılı yasa ile getirildiği, bu ilk düzenlemede ise 10 yıllık borçlanmanın diğer sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmetlerinin birleştirilmesi ile ilgili olarak engelleyici bir hükmün bulunmadığı görülmektedir. Ancak bu aşamada, Bağ-Kur nezdinde 10 yıllık borçlanma yapan sigortalıların, sonradan Bağ-Kur'u terk ederek, Bağ-Kur'a nazaran daha fazla olanaklar sunan, özellikle Sosyal Sigortalar Kurumuna geçtikleri, böylece hak etmedikleri halde fazladan menfaatler elde ettikleri saptanmıştır. Belirtmek gerekirse, bu bağlamda geçiş yapılan kurumdan (Sosyal Sigortalar Kurumundan) daha nitelikli sağlık hizmetleri alınması veya sigortalılara daha fazla yaşlılık aylığı ödenmesi nedeniyle, Kurumlar arası hizmet birleştirme yasaları çerçevesinde her bir kurumda geçen prim ödeme gün sayıları oranları dikkate alındığında, Bağ-Kur'un anılan sigortalının kendi nezdinde yaşlılık aylığı alsa idi ödeyeceği miktardan daha fazlasını geçiş yapılan diğer sosyal güvenlik kurumuna ödemek zorunda kaldığı, böylece de Bağ-Kur'un aktueryal dengesinin bozulduğunun fark edilmesi üzerine; yasa koyucunun bu çarpık durumun önlenmesi gayesine matuf olarak 14.04.1982 tarihli 2654 sayılı yasanın 11. maddesi ve daha sonra da 24.05.1983 tarihinde 2829 sayılı yasanın ek geçici 3. maddesi ve nihayet 14.03.1985 tarih 3165 sayılı yasanın 22. maddesiyle getirilen değişikliklerle, anılan ek geçici 4 madde uyarınca yapılan borçlanmaya ilişkin sürelerin birleştirilecek hizmetlere dahil edilemeyeceğine dair kısıtlayıcı hükümler getirerek Bağ-Kur aleyhine ortaya çıkan bu dengesiz gelişmenin önüne geçmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Açıklanan yasa maddeleri ve kanun koyucunun amacı muvacehesinde, belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetildiğinde, davacının ek geçici 4 madde uyarınca Bağ-Kur nezdindeki 10 yıllık borçlanmasının davalı Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan aylık bağlanması aşamasındaki hizmetlerinin birleştirilmesinde nazara alınması olanağı bulunmadığı halde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kuşkusuz bu durumda davacının Bağ-Kur'dan yaşlılık aylığı talep etmesi halinde koşullarının bulunması şartıyla on yıllık tamamlayıcı borçlanmasının mahsubuyla kendisine bu kurumdan yaşlılık aylığı bağlanmasına engel bir durum yoktur.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy