(506 S. K. m. 26)
Davacı, işkazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava 01.02.1996 gününde meydana gelen işkazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine, Kurumca bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerdeki katsayı artışlarından kaynaklanan rücu alacağının ödetilmesi istemine ilişkindir. Davanın kanuni dayanağını oluşturan 506 S. Kanunun 26. maddesindeki halefiyet ilkesinin gereği olarak, Kurumun rücu alacağı (anılan zararlandırıcı sigorta olayı sebebiyle vefat eden sigortalının destekten yoksun kalan) hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi tazminat miktarı ile sınırlıdır.
Somut olaya baktığımızda, iş kazasında hayatını kaybeden sigortalının Dantel Boya Kimya A.Ş.'nin işçisi olduğu, Gaziosmanpaşa 3.Noterliğinin 13.03.1996 gün ve 7990 yevmiye numaralı ibranamesiyle, müteveffa sigortalının hak sahiplerine maddi ve manevi tazminat ve cenaze giderleri ile diğer masrafları karşılamak amacıyla, sonradan tapuda devir işlemi de gerçekleştirilmiş bulunan, bir adet apartman dairesi verilmesi ve ayrıca 220.000.000 TL. nakit para ödemesi ile ilgili ibralaşmanın da yine Dantel Boya kimya A.Ş.tarafından yapıldığı;
Dantel Boya Kimya A.Ş.'nin ise Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan ilanla ünvan değiştirerek Villa Boya Kimya Sanayi A.Ş. adını aldığı bu sebeple de davalının ünvan değişikliğinden önceki şirketin hak ve yükümlülüklerini aynen taşıdığı dosyada yer alan 01.02.1996 günlü vizite kağıdı ..... günlü müfettiş raporu içeriği, 05 Ocak 1996 günlü Ticaret Sicili Gazetesinin onanlı fotokopisi vesair bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, davalılar vekilinin savunma çerçevesinde ileri sürdüğü, sözü edilen harici ödemelerin hak sahiplerinin gerçek zararını oluşturan dış tavanı hesabından düşülmesi isteğinin, kararda yazılı düşüncelerle, mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadığı görülmektedir. Oysa, Kurumun rücu alacağını ortadan kaldıracak biçimde, tarafların muvazaya yol açacak nitelikli adi senet ve benzeri şekillerdeki ibralaşmaları kabul edilemez ise de; Mahkeme huzurunda veya varlığı kanuni kanıt oluşturan veya resmi şekil içeren, özellikle de Noter nezdinde yapılan harici ödemeler ile benzeri ibralaşmaların, her artış davasının ayrı bir olgu niteliğinde bulunması nedeniyle sigortalı veya ölümü halinde hak sahiplerinin gerçek zararlarını oluşturan dış tavan hesabı tüketilinceye kadar her aşamada ileri sürülmesi ve mahsup işleminin yapılarak tavandan düşülmesinin olanaklı bulunduğu Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşik inançlarındandır.
Kaldı ki, ilk rücu davasında, temyiz aşamasında ileri sürülmekle, karar yerinde ibralaşma konusunda olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmediği gibi anılan davaya ait kararın onanmasına dair Yargıtay kararında da bahsi geçen ibralaşmaya değinilmeyerek konunun inceleme dışı kaldığının anlaşılması karşısında, bu bağlamda belirtilen hususta davacı Kurum açısından kazanılmış haktan söz edilemeyeceği gözetildiğinde, davalı tarafın noter senedine dayalı olarak yaptığı ibralaşmanın dikkate alınarak tavan hesabından düşülmesinde kanuni zorunluluk vardır.
O durumda mahkemece yapılacak iş, Gaizosmanpaşa 3.Noterliğinde yapılan, anılan ibralaşmada yer alan apartman dairesinin tapudaki satış değerinin, bu değere itiraz edildiği taktirde satış tarihindeki gerçek değerinin yöntemince saptanarak nakit olarak ödendiği anlaşılan miktarda gözetilmek suretiyle, yapılan bu ödemelerin her bir hak sahibi açısından ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminata, ne kadarının da masraflara mahsuben ödenmiş olduğu hususu taraflardan sorularak gerektiğinde bilirkişi mütalaasına da başvurulmak suretiyle belirlenerek yapılan ibralaşma maddi tazminata karşılık olarak verilen meblağın, sigortalının hak sahiplerinin dış tavanından düşülmek ve her bir hak sahibi açısından tavan kontrolü yapılmak suretiyle denetlendikten sonra, tavandan artan miktarlarla sınırlı olmak ve taleple bağlı kalınmak suretiyle, Kurumun bakiye rücu alacağına hükmedilmesinden ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy