(506 S. K. m.26) (1086 S. K. m.275)
Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün davacı avukatı ve davalılardan M.S.K. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı kurum ile davalı M.S.K.'nın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanun'un 26. maddesidir.
Hak sahiplerinin M. İnşaat Limited Şirketi aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davası dosyasında bilirkişilerden kusur ve tavan raporu alınmış ve o dosyada hak sahiplerinin tüm zararı Sosyal Sigortalar Kurumu'nca karşılandığından dolayı maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kurumca açılan rücu tazminatı davasında, hak sahipleri dosyasındaki kusur raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Oysa hak sahipleri dosyasındaki taraflar ile rücu tazminatı dava dosyasındaki taraflar aynı kişiler değillerdir. Başka bir ifadeyle hak sahiplerinin açtığı tazminat davasında alınan kusur raporu o davada taraf olmayanlar yönünden bağlayıcı değildir.
Diğer taraftan hâkim bilirkişi raporuyla bağlı değil ve saptadığı maddi olguları değerlendirme hakkına sahip ise de teknik bilgiyi gerektiren konularda kanaat yürüterek ve olguları değerlendirerek kusur oranını tayin etmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, kurumun açtığı işbu rücu davasında, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ile iş kazasının vuku bulduğu işkolunda uzman bilirkişi heyetinden kesinleşmiş tazminat davasında alınmış kusur raporu da gözetilmek suretiyle kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınıp irdelenerek sonucuna göre hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, hükmün diğer davalılarca temyiz edilmemesi nedeniyle davacı kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilmelidir.
O halde, davacı kurum ve davalı M.S.K.'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy