(2918 S. K. m. 98, 99, 108) (818 S. K. m. 101) (6762 S. K. m. 1291) (506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, trafik kazası sonucu geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalılara yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan Şeker Sigorta A.Ş. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, trafik kazasında yaralanan Kurum sigortalıları için Kurum tarafından yapılan masrafların, davalılar araç sürücüsü ve aracı sigortalayan sigorta şirketinden rücuan tazminine ilişkindir.
1- Davacı Kurum, dava dilekçesinde sigortalıya yapılan masrafların ödenmesini sadece sürücü davalı Orhan Yıldır'dan talep ettiğini belirtmiştir. Dava açılmadan önce davalı Şeker Sigorta A.Ş.'nden her hangi bir ödeme talep edilmemiştir.
Sigorta Şirketi yönünden faiz başlangıcı(temerrüt )tarihinin hiçbir duraksamaya sebebiyet vermeyecek açıklıkta belirlenmesi gerekir. İlgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98, 99 ve 108. maddeleri ile 03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği'nin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa sekiz iş günlük sürenin sonunda sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemişse sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez. Bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine geçilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Davalı sigorta şirketinden dava açılmadan önce her hangi bir talep olmadığına göre, sigorta şirketi aleyhine faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir.
2- Anayasanın 73. maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesi hükümlerine göre, lehine hüküm kurulan taraf vekilinin hizmetten yararlanan kişi olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmayan davada haksız çıkan taraf aleyhine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423. maddesi hükmüne aykırı olarak 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesi gereğince vekalet ücreti ile birlikte katma değer vergisine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Temyiz edenin sıfatına göre hükmün 1. bendindeki "ödeme tarihinden" ibarelerinin sigorta şirketi yönünden "dava tarihi" olarak değiştirilmesine ve yine hükmün vekalet ücretine dair 3. bendinde yer alan "KDV'si ile birlikte" sözcüklerinin sigorta şirketi ile sınırlı olarak hükümden çıkarılmasına ve kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 26.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy