(1479 S. K. m. 24, 79)
Davacı, 07.04.1976-10.01.1993 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Dava: Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, hukuki nitelikçe, davacının 07.04.1976-31.01.1993 döneminde Bağ-Kur'a tabi sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesindeki koşulları taşıması nedeniyle 11.12.1973 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılan davacının; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasına devam etmesi koşuluyla, iş bu tescile esas meslek kuruluşu kaydının sona erdiği tarihe kadar, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gereği açıktır. ( H.G.K.'nun 23.05.2001 t. ve 2001/420-430 sayılı Kararı ) Bu yönde; davacının, Kahveciler Odasındaki kaydının silinme tarihi, yukarıda açıklanan esas kapsamında gereğince araştırılmalıdır.
Diğer taraftan, 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi hükmüne göre, isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunmak koşul olup, Kurumun hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak primleri tahsil etmesinin, sigortalı niteliğini taşımadığı süreler yönünden sigortalı yararına usulî kazanılmış hak yaratması mümkün değildir.
Ne var ki, somut olayda; davacının 3780 sayılı Kanun kapsamında, 11.12.1973 ile 06.04.1976 tarihleri arasındaki nizasız sigortalılık dönemine ait prim ve gecikme zammı borcu dışında Kuruma prim ödemesinin varlığı halinde; bu olgu, davacının isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koymuş olmakla; işbu ödemeyi takip eden aybaşından itibaren ödenen primlerin karşılığı olan süre, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle saptanarak bu dönemin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy