(506 S. K. m. 79) (6183 S. K. m. 58)
Dava: Davacı, idari para cezasının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, sonucu itibariyle ödeme emrinin iptali kapsamında Kurumca verilen idari para cezasının iptali istemine ilişkindir.
Dairemiz 23.12.2002 gün 2002/3413-9928 sayılı bozma kararında "...dava nitelikçe Kurum nezdinde yapılan itirazın kısmen retle sonuçlandığı bir kısım işleminde itiraz edilmeyerek bu idari aşamada kesinleşen idari para cezasına dair ödeme emrinin iptaline ilişkin olup, uyuşmazlığın niteliğine göre davaya bakmak İş Mahkemesinin görevine girdiğinden işin esasının incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir" gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 4958 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 140. maddesinde; idari para cezasını gerektiren haller, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı hangi mahkemede dava açılabileceği özel bir şekilde belirtilmiştir. Buna göre; cezayı gerektiren haller oluştuğunda Kurumca verilecek idari para cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler red kararının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesinde dava açabilirler. İdari para cezasına karşı süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içerisinde Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmaması hallerinde idari para cezası kesinleşir ve artık İş Mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz.
Davamızda somutlaşan olayda, davacının işvereni olduğu işyeri ile ilgili olarak 1995/2-1996/9-1997/8, aylara ait sigorta prim bildirgeleri ile 1997/II. Dönem 4 aylık sigorta prim bordrolarını süresinde verilmemesi nedeniyle hakkında tahakkuk ettirilen idari para cezası nedeniyle 1995/2. ay ile ilgili olan dışındakilere Kurum nezdinde itirazda bulunmuş, itiraz komisyonunca 96/9 ay için tahakkuk ettirilen para cezası kaldırılmış, diğerlerine ait itirazlar reddedilmiş olup itirazların reddine dair 08.04.1999 gün 11/13 sayılı karar davacıya 28.05.1999 tarihinde tebliğ edildiği halde, 506 sayılı Yasanın 140/sona göre tebliğden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde Sulh Ceza Mahkemesine herhangi bir itiraz vaki olmadığı böylece 1996/9. ay için tahakkuk ettirilen ( para cezasının idari aşamada iptali ) dışında kalan idari para cezalarının bu aşamada kesinleşmiş olduğu ve böylece Sulh Ceza Mahkemesine başvurma olanağının ortadan kalkmış bulunduğundan idari para cezaları kesinleşmiş olup artık İş Mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz.
Yerel mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararına yanlış anlam verilerek bozma gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, 1996/9. ay için tahakkuk ettirilen para cezası idari aşamada iptal edildiğinden, bunun dışında kalan idari para cezalarının kesinleşmesi nedeniyle 1995/2-1997/8-1997/2 döneme ilişkin talep ve davanın reddine, 1996/9 aya ait para cezası idari aşamada iptal edildiğinden bununla ilgili talebin kabulüne karar vermekten ibarettir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy