(1479 S. K. m. 63) (1086 S. K. m. 245, 363)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.605.274.000 lira tedavi giderinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava 14.04.1996'da oluşan trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya, davacı Kurum tarafından yapılan sağlık yardımlarının 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca davalıdan rücuan alınması istemine ilişkin olup, Mahkemece, zararlandırıcı sigorta olayına davalının sebep olduğunun ve kusurlu bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanamaması nedeniyle istem reddedilmiştir. Ancak bu kabul ve sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı Kurum, davalının kullandığı traktörün uçuruma uçması sonucunda sigortalı Mehmet Narinç'in yaralandığını ve davalının kusurlu olduğunu ileri sürmüş; davalı yargılama sırasında çeşitli oturumlara katılarak traktörün uçuruma uçmasında kusurunun olmadığını, kazanın tek taraflı meydana geldiğini, kaza günü havanın fırtınalı ve kar yağışlı olduğunu, hava ve yol durumunun kazanın oluşumunda etkili bulunduğunu, hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma yapılmadığını, Ceza Mahkemesine dava açılmadığını belirtmiştir. Her iki tarafın irade beyanları ile dosyadaki tutanak ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar trafik kazası tespit tutanağı ile Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık soruşturması belgeleri yok ise de, 14.04.1996 tarihinde traktörü kullanan davalının tek taraflı kaza yaptığı ve bunun sonucunda traktörde bulunan sigortalının da yaralandığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu maddi olayın Ceza Hukuku alanında karşılığı "tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek" tir. Ancak bu davranışın Türk Ceza Yasası anlamında "suç" olarak kabul edilebilmesi için rapor alınmalıdır. Ancak dosya içerisinde trafik kazası tespit tutanağı veya benzeri dolayısıyla 1479 sayılı Yasanın 63/1 maddesinde yazılı olan "üçüncü bir kimsenin suç sayılır davranışı ile" sözcüklerinin karşılığını bulup davalı sürücünün, sigortalıya yapılan harcamalar nedeniyle uğranılan Kurum zararından sorumluluğuna gidilebilmesi için kusurlu olması gerekmektedir. Davalı sürücünün kusurlu olup olmadığının ve kusurlu ise kusur oranının belirlenmesi teknik bir konudur ve Mahkemece bilirkişiden veya bilirkişilerden görüş, kazayı aydınlatıcı belgeler ve bilgiler olmadığına göre Mahkemece öncelikle keşif yapılmalıdır. Nitekim rapor düzenlemeleri için talimat yolu ile Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevlendirilen teknik bilirkişiler, dosyada kusurla ilgili herhangi bir yazılı yada sözlü kanıta rastlamadıklarını ve bu aşamada inceleme yapılmasının olanaksız olduğunu belirtmişlerdir. Bununla birlikte tarafların ikisi de, Hamit Narinç ile yaralanan sigortalı Mehmet Narinç'i tanık olarak göstermiş, davacı Kurum bunlara İsmail Narinç'i eklemiş ve tanıkların yerleşim yerleri belirtilmiştir. Bununla da yetinilmemiş, her iki taraf, tanıkların dinlenmesini istemiştir. Her ne kadar Mahkemece Patnos Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış ve tanıkların dinlenerek keşif yapılması istenilmiş ise de, bu gerekler yerine getirilmeden talimat geri gönderilmiştir.
Sonuç olarak, Mahkemece trafik kazası ile ilgili olarak davalı ve tanıkların yardımıyla olay yerinde keşif yaptırılması, tanıkların dinlenmesi ve böylelikle maddi olgunun belirlenmesi, daha sonra teknik bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla davalının kusur durumunun saptanması ve kanıtların değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy