(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 21.08.1988-08.12.2001 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava hukuki nitelikçe, davacı sigortalının 21.08.1988-08.12.2001 döneminde işveren Akın Karo Beton Mam. San. Tic. Ltd. Şirketine ait buz briket imali işyerinde, sürekli çalıştığından bahisle bu dönemde Kuruma bildirilmeyen çalışma süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesi hükmünde; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenilen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak hak düşürücü süre niteliğindeki 5 yıllık süre içerisinde açılması gereği öngörülmüştür.
Mahkemece, davanın; tespite konu 21.08.1988-14.05.1995 dönemi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; sigortalıya ait özlük dosyası içeriğinden; davaya konu 2305.14 nolu beton atölyesi işyerinden 05.09.1988, 01.06.1990 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiğinin ve 1988-1994 ( dahil ) döneminde aynı işyerinden Kuruma kısmi bildirimler yapılarak primlerin ödendiğinin anlaşılması karşısında, artık 05.09.1988 tarihinden sonraki hizmet süresi yönünden; hak düşürücü sürenin, bu davada uygulanma imkanının bulunmadığı ortadadır.
Diğer taraftan, 2305.14 nolu işyeri; davalı Limited Şirkete 01.05.1996 tarihinde devredilmiş olup, anılan işyerinin 01.05.1996 tarihinden önceki işverenleri 05.09.1988 tarihi itibariyle Akın ticaret Kollektif Şirketi, daha sonra Engin Akın'dır.
Bu durumda, adı geçen gerçek ve tüzel kişi işverenlere de yöntemince husumet yöneltmesi için davacıya önel verilmeli, giderek 05.09.1988-14.05.1995 dönemi bakımından da, işin esasına girilerek, tarafların göstereceği tüm deliller toplanıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı sigortalının; 15.05.1995-03.01.1996 döneminde, işveren Ahmet Akın'a ait "zahire ticareti" işyerinden, Kuruma bildirilen sigortalı hizmeti mevcut olup, Mahkemenin bu süreye ilişkin istemi reddetmesi yerindedir.
03.01.1996-08.12.2001 dönemine ilişkin olarak sigortalının, aynı işyerinde muhtelif tarihlerde işe girişine dair birden ziyade işe giriş bildirgesinin varlığı çalışmanın kesintili geçtiğinin karinesini teşkil etmekte olup, aksi eş değerde delillerle ispatlanmalıdır. Davacının bu yönde; yazılı herhangi bir delil ibraz edememesi karşısında; 03.01.1996-08.12.2001 dönemindeki çalışmalarının; işe giriş ve çıkış tarihlerine göre kesintili biçimde geçtiğinin kabulü gerekir.
Ne var ki, sigortalının 03.01.1996-02.09.1997, 15.05.1998-02.08.1999, 04.07.2000-08.12.2001 tarihleri arasındaki dönemlerde geçen çalışmaları Kuruma aylar itibariyle kısmen bildirilmiştir. Bu yönde; işveren tarafından sunulan ücret bordrolarından sigortalının imzasını içerenlerin bağlayıcılık değeri, imzanın aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenlerle inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenlerle sınırlı bulunmaktadır.
Belirtilen sınırlama dışında kalan hizmet süresi yönünden ise, sigorta müfettişi tarafından mahallinde düzenlenen 18.09.1996 günlü tutanak içeriğinde; çalışmaların tam ay olduğuna ilişkin saptama da gözetilmek suretiyle; aynı dönemde sigortalı ile birlikte çalışanlarla, komşu işyeri işverenleri ve bu işyerlerinde çalışanlar gerekirse resen saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Öte yandan; 4447 sayılı Kanunun 11. maddesiyle Sosyal Sigortalar Kanununun 79 maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralarda öngörüldüğü biçimde 01.01.2000 tarihi sonrasında; ay içinde kısmen bildirilen çalışmalar bakımından, 30 günden az çalışıldığını gösteren belgelerin ( ücret bordroları dahil ) prim belgelerine eklenmesi suretiyle Kuruma bildirildiğinin kanıtlanmaması durumunda davacının, 04.07.2000-08.12.2001 döneminde ayın tamamında kesintisiz olarak çalıştığı kabul edilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi, kabule göre de, 27.06.1956 gün ve 2/14 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği üzere; davacıya karşı birlikte sorumlu bulunan birden çok gerçek ve tüzel kişi aleyhine açılan bir davanın, davalılar için müşterek bir sebepten dolayı reddedilmesi halinde, reddedilen miktar gözetilerek tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde her davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy