(506 S. K. m. 10, 26) (818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Davacı, iş kazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dava, 20.01.1995 tarihli iş kazasında sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımlarının işveren davalılardan tahsili istemine ilişkin olup; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleridir. Anılan yasa maddelerine dayanılarak açılan bu tür rücu davalarında 10.maddenin uygulama önceliği bulunmaktadır. Kusursuz sorumluluk esasına dayalı 10. madde koşullarının davada oluştuğunun saptanması halinde sigortalının işverenden isteyebileceği tazminat miktarı ( tavan ); kusur durumu gözetilmeksizin belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere tarafların kusur durumları nazara alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddelerine göre hakkaniyet indirimi yapılarak belirlenir.10. madde koşullarının oluşmadığının saptanması halinde ise 26. maddeye göre işverenlerin kusur durumuna göre tazminat miktarı belirlenir. Somut olayda kusur durumu gözetilmeksizin tazminat miktarı hesabı yaptırılmış ise de 10. madde koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre gerekli araştırmanın yapılmamış olması,
2-Davacı Kurumca bağlanan gelirler ve yapılan masrafların %25'ine tekabül eden 1.734.067.124 liranın talep olunduğu mahkemece davalıların %75 kusurlu bulunduklarının kabul edildiği, gelirler yönünden talebin iç ve dış tavanı aşmadığının anlaşılmasına göre; talebin kabulü gerekirken kısmen kabul edilerek eksik rücu alacağına hükmedilmiş olması,
3-Rücu davalarında faize gelirler yönünden onay masraflar yönünden ödeme tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken alacağın tamamına ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması,
4-Davanın teselsül hükümlerine dayanılarak açılmasına rağmen harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Başkan Resul Aslanköylü'nün ve Üye M. Zafer Erdoğan'ın muhalefetlerine karşı; Üye Coşkun Erbaş, Sami Koçak ve Coşkun Ö.'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla 03.03.2003 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalı işverenin, sigortalıyı yasal süre içinde Kuruma bildirmediğinden dolayı Sosyal Sigortalar Kanununun 9 ve 10. maddelerinde öngörülen koşulların oluştuğu tartışmasız ise de Kurumun 10. maddeden doğan rücu hakkının halefiyet ilkesine dayanmadığı Yargıtay'ımızın yerleşmiş görüşlerindendir. Hal böyle olunca iş kazasının meydana gelmesinde işveren ve sigortalı, kusurlu görülsün görülmesin rücu alacağından Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddelerine göre indirim yapılamaz. Zira işe giriş bildirgesini verme yükümü işverene aittir. Kurumun anılan maddeden doğan rücu hakkının hukuksal temel kanundan doğan bağımsız rücu hakkına dayanır. Kaldı ki uygulamada ve öğretide işverenin 10.maddeye dayanan sorumluluğu kusursuz sorumluluk olup sonuç itibariyle hükmedilecek rücu alacağı işverene verilmiş medeni bir cezadır. Bu cezanın sigortalı ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Böyle olunca da zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleşmesinde sigortalının ve işverenin kusurlu bulunup bulunmamalarına göre, özellikle Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanması gerektiğine karar vermek 10. maddenin lafzına ve amacına aykırıdır. Bu durumda, rücuan istenen Sosyal Sigorta Yardımlarından herhangi bir indirim yapılmaksızın tamamının tahsiline karar verilmesi gerekir. Açıklanan bu nedenlerle sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyoruz. Hükmün, Kurum lehine bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy