(1479 S. K. m. 24/1, 25, 26)
Dava: Davacı, murisi eşi Özkan Korkmaz'ın 01.05.1986-30.09.2002 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile kendisine ve çocuklarına ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: 25.12.2002 tarihinde vefat eden Özkan Korkmaz'ın eşi olan davacı, 05.06.2003 günlü başvurusuna istinaden, Kurumca 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1 yıl 11 ay 26 gün Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yapılan murisinin, vergi ve meslek odası kaydına istinaden 01.05.1986-04.10.2000 tarihleri arasındaki dönemde de 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve ölüm aylığına hak kazanıldığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4692 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, sağlığında tescil istemi ve prim ödemesi bulunmayan murisin 04.10.2000 tarihinden önceki evrede Bağ-Kur sigortalısı sayılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
25.12.2002 tarihinde vefat eden davacının murisinin; kahvehane işletmeciliği işinden dolayı 01.05.1986-30.09.2002 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu yine 01.05.1986 tarihinden ölümüne kadar kahveciler odasında kayıtlı bulunduğu, sağlığında tescilinin ve prim ödemesinin bulunmadığı, Kurumun 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere murisi 1 yıl 11 ay 26 gün zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Kurumca, davacının murisi; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4692 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul ve tescil edilmiş ve mahkemece Kurum işleminin yasal olduğu düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 1479 sayılı Kanunun, 4956 sayılı Kanunla değişik 24/1-a ve 25. maddelerinde, Bağ-Kur sigortalılığının; gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünün, 26. maddesinde "sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz" hükmünün öngörülmüş ve Kurumun davacının murisini ölümünden sonra 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere tescil etmiş olmasına göre murisin, vergi kaydının başladığı 01.05.1986 tarihinden ölüm tarihine kadar Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekir.
Ölüm aylığı istemine gelince; 1479 sayılı Kanunun "Ölüm Aylığından Yararlanma Koşulları" başlıklı 41. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı araştırılarak, prim borcu bulunmamak kaydıyla ölüm aylığının bağlanabileceği de dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy