(1479 S. K. m. 24, ek. m. 20, geç. m. 24)
Davacı, yaşlılık aylığından Sosyal Güvenlik Destek Primi ve bu prim nedeni ile gecikme zammı kesilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Dava hukuki nitelikçe, 1479 sayılı Kanun'a göre 01.10.1995 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanan davacı sigortalının; sonradan 17.03.1998 tarihinde başlayan elektrik malzemeleri satışı işine dayalı kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasına 31.01.1999 tarihinde son vermesi nedeniyle yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek primi ve bu primden kaynaklanan gecikme zammı kesintisi yapılmaması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
1479 sayılı Kanun'a 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun'la eklenen ve 08.09.1999 tarihi itibariyle yürürlüğe giren "Sosyal Güvenlik Destek Primi" başlığını taşıyan ek 20. madde hükmüne göre; "bu kanun Kapsamında yaşlılık aylığı bağlananlardan 24. maddenin I. numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından; aylığın bağlandığı, yasadan önce yaşlılık aylığı bağlananlardan yasanın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir."
Bu durumda; pasif sigortalıların yaşlılık aylıklarından, sosyal güvenlik destek primi kesilmesinin koşulu; 1479 sayılı Kanun'un 24/I maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığıdır.
Somut olayda; diş teknisyenliğine dayalı serbest meslek faaliyetine 30.12.1986 tarihinde son veren ve kendisine 01.10.1995 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun'a göre yaşlılık aylığı bağlanan davacı; sonradan elektrik malzemeleri satış işinden dolayı 17.03.1998 tarihinde vergi mükellefi olmuş, aynı faaliyete dayalı olarak da İzmir Elektrik Teknisyenleri Odası'na 29.04.1998 tarihinde kaydı yapılmıştır. Davacının 17.03.1998 tarihinde başlayan vergi kaydı ise, işi terk nedeniyle 31.01.1999 tarihinde sona ermiştir. Ne ki, aynı serbest meslek faaliyetine dayalı meslek kuruluşu kaydı ile Esnaf ve Sanatkarlar Sicili kaydının devam ettiği iddia edilmektedir.
Bu yönde; vergi kaydının silinmesi, kendi nam ve hesabına çalışmanın silinme tarihinden itibaren sona erdiğinin karinesidir.
Hal böyle olunca da, davacının öncelikle, 01.10.1999-05.03.2002 döneminde, elektrik malzemeleri satış işine devam edip etmediği yöntemince ve gereğince araştırılarak saptanacak fiili duruma itibar edilmelidir.
Her ne kadar davacı; 05.03.2002 tarihli dilekçesinde; kendi nam ve hesabına çalışmasının halen devam ettiğini ifade ederek sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmasını Kurumdan istemişse de; bu dilekçenin form dilekçe niteliği gözetildiğinde; önceki dönem yönünden sigortalıyı bağlayıcılığından söz edilemez.
Diğer taraftan, ek 20. maddenin 2. fıkrası "Birinci fıkra hükmüne göre aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmamaları halinde, sosyal güvenlik destek priminin; gecikmeli bildirimde bulunulan yada Kurumca tespit olunan tarihe kadar ki süre esas alınarak hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edileceği" hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca da; davacı sigortalının; yapılacak araştırma ve inceleme sonucu 01.10.1999 tarihinden başlayarak 24/I kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasını sürdürdüğünün anlaşılması halinde; Yasada öngörülen biçimde bu konuda üç ay içinde Kuruma bildirimde bulunmaması nedeniyle, 01.10.1999-05.03.2002 dönemi için sosyal güvenlik destek primi borcundan dolayı Kurumun gecikme zammı tahakkuk ettirmeye ilişkin işlemi yerindedir.
Ne ki, davacının vergi kaydının silindiği tarihte işine son vermesinden sonra; yeniden kendi nam ve hesabına çalışmaya başlandığının belirlenmesi durumunda ise; Kuruma 05.03.2002 tarihinde yazılı bildirimde bulunulduğu gözetilerek, bu çevrede üç aylık yasal sürenin geçip geçmediği araştırılmalıdır.
Bu yönde, 4956 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 1479 sayılı Kanun' a eklenen geçici 24. maddenin gecikme zammına ilişkin olarak, davacı yönünden uygulanabilirliği de irdelenmelidir.
Diğer taraftan, ek 20. maddenin 1. fıkrasında 24.07.2003 kabul tarihli ve 4956 sayılı Kanun' la yapılan değişiklikle; "bu kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan sadece ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti devam edenlerin sosyal güvenlik destek priminden sorumlu olacakları" hükmü getirilmiş olup, anılan Kanun'un 57. maddesine göre bu değişikliğin yürürlük tarihi olan 02.08.2003'tür.
Ne ki, aynı maddede bu defa 22. 01.2004 kabul tarihli ve 5073 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle de; anılan 1.fıkranın 4956 sayılı Kanun'dan önce yürürlükte bulunan hükmüne benzer bir düzenleme getirilerek "bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24. maddenin I numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha 'sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sosyal güvenlik destek primi kesileceği" öngörülmüştür ki, anılan değişiklik hükmünün yürürlük tarihi ise 28.01.2004 tarihidir.
Bu yönde, kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanmakta ise de, Sosyal Güvenlik Hukuku'na ilişkin düzenlemelerin kamusal niteliği itibariyle, özellikle sigortalı ya da hak sahiplerinin sosyal sigorta yardımlarından yararlanma koşullarının ya da bu yardımların kapsamına ilişkin olarak sigortalı lehine yapılan yasal düzenleme ya da değişiklik hükümlerinin geçmişe yönelik biçimde uygulanması gereği kabul edilmişse de; 4956 sayılı Kanun' un 44.maddesi keza 5073 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1479 sayılı Kanun'un ek 20. maddesinde yapılan değişikliklerin, Kurumun sosyal güvenlik destek primi alacağına ilişkin bulunması itibariyle, anılan maddelerin yürürlüğe girdiği tarihler sonrasında hakedilmiş ya da hakedilecek yaşlılık aylıkları yönünden uygulanması gereği açıktır.
Hal böyle olunca da; 31.01.1999 tarihi sonrası için vergi kaydı bulunmayan davacının; meslek kuruluşu kaydına ya da esnaf ve sanatkarlar sicili kaydına dayalı bağımsız çalışması devam etse dahi 02.08.2003 ile 28.01.2004 tarihleri arasında hakettiği yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmeyecektir. Ne ki, davacının; 1479 sayılı Kanun'un ek 20.maddesinin 1. fıkrasında 5073 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 28.01.2004 tarihinden başlayarak hakettiği ya da hakedeceği yaşlılık aylıklarından ise; aynı Kanun'un 24/1. maddesi kapsamında çalışması durumunda sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılabilecektir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy